Kamil Mürşidi Bulduğuna Sevinmek


Mürid,kamil bir mürşid bulduğuna her şeyden çok sevinmelidir.

İnsana dünya ve ahirette faydası olacak bir dostun nasip olması Allah Teala’nın en büyük nimetlerinden biridir.

Allah için sevginin sonu Allah’ın rızasıdır.

Ahirette,Allah içn birbirini seven müttakilerin dışında herkes dünyada nefsi için dost edindiği kimselere düşman olur.

İmam Rabbani(k.s)hazretleri demiştir ki:

“Allah dostlarını sevmeyi Cenab-ı Hakk’ın en büyük nimetlerinden biri saymalıdır.

Allah Teala’dan bu sevgide samimi olmayı istemelidir

Bu büyüklere bağlılık sebebiyle hasıl olan az bir şey de çok kabul edilmelidir.

Zira o az değildir.”

Bazen müridin güzel hali değişir,muhabbeti azalır,feyzi kesilir,amele karşı şevki azalır.Bu durumda sabırla amele ve yola devam etmelidir.

Bu hal münafıklık değildir,belki manevi zayıflıktır.

Benzer durumlar ashab-ı kiramda da oluyordu.

Bir defasında ashaptan bazıları Rasulullah ( s.a.v e) gelerek,

“Biz sizin huzurunuzda iken güzel bir halde oluyoruz,sizden ayrılınca farklı bir hale giriyoruz”diye hallerinden şikayet ettiler.

Peygamber s.a.v.

“Siz bu haller içinde peygamberiniz hakkında ne düşünüyorsunuz?”

 diye sordu;onlar da

“Seni gizli ve açık her halimizde hak peygamber olarak kabul ediyoruz,bu konuda hiçbir şüphemiz yok”dediler.

Resuli Ekrem Efendimiz s.a.v”Sizin başınıza gelen o hal nifak değildir” buyurdu.

Demekki muhabbet Allah vergisidir.

Kalplere dilediği gibi hükmeden Allah Teala dır.

Müridin muhabbeti azalsa da mürşidine karşı itaat ve edebe devam etmelidir.

Kamil mürşidler müridlerinden samimiyet ve edebi yeterli görürler.

(Arifler Yolunun Edepleri)

‘Aynam paslı’ diyeceğine, ‘Gözüm hasta’ de!…


 

‘Aynam paslı’ diyeceğine, ‘Gözüm hasta’ de!…

Suyu temizlemek istediğinde temiz olmayan sebeplerin ona ulaşmasını önlersin. Beden organları da kalbe akan su kanalları gibidir.

Kalbine, bu organların yoluyla gıybet, söz taşıma, kötü söz, harama bakma gibi öldürücü kötülüklerin girmesine engel ol. Kalpten dışarı çıkan şeyler, kalbi hakikatlere karşı perdelemez; onu ancak orada bulunan şeyler örter.

Kalbin nurlu hâle gelmesi, aydınlanması; helal yemek, ALLAH’ı zikretmek, Kur’ân okumak, mubah, mekruh ve haram olan bakışlardan onu korumakla gerçekleşir.

Bu nedenle bakışlarını ancak ilim ve hîkmetini artırmak için serbest bırak. ‘Aynam paslı’ diyeceğine, ‘gözüm hasta’ de.

İçindeki lider olma tutkusu, makam-mevki arzusu gibi, istek ve özlemlerle gidiyorsun, sonra da ‘şeyh gönüllerimizi kendine bağlayamıyor.’ diyorsun. Bunun yerine ‘hayırsızlık bende’ de. Sen bir ilim meclisinde ilk günden itibaren uyanık olsan, ikinci meclise ihtiyacın olmaz.

Ancak kalbindeki kir ve pasın iyice yerleşmiş olmasından dolayı kalbin kir ve pasından temizlenene kadar tekrarlara muhtaçsın.

Her bir meclis seni ALLAH’a yönlendirmekle, kalbini de cilalayıp parlatmış olmaktadır. Başkasına fayda vermeye gücü yetmeyen kişiyi terk et.

Halktan ümidini kes ve ihtiyaçlarını mülkün gerçek sahibi olan ALLAH’tan iste.Nimetlerini sana nasıl yaymakta ve doğumundan itibaren sana nasıl iyi davranmakta olduğunu gör. Sana cömertçe insana yakışır tarzda davranmıştır.


Gelin Tâcı – İbn Atâullah İskenderî (kuddise sirruh)

Kapıyı ısrarla vurana kapılar açılır…


 

 

Allah’ın sevgisini tatmadan sakın bu fâni dünyadan göçmeyesin

O’nun sevgisinin tadı, yiyecek ve içeceklerde bulunmaz.

 Çünkü bunlardan istifade etmede kâfirlerle hayvanlar sana ortaktır.

 Sen Allah’ın zikrinin tadını almakta ve cem makamına muvaffak olmakta meleklere ortak ol. Ruhlar, nefislerin serpintilerine tahammül edemez.

Dünya leşine battığında bu halinle Allah’ın huzuruna çıkmaya layık olamazsın. Çünkü günahla kirlenmiş olanlar Allah’ın huzuruna alınmazlar.

O halde kalbini temiz tut ki, gaybın kapıları sana açılsın.

Günah işlemeyi bırakıp, zikir ve tevbe ile Allah’a dön.

Kapıyı ısrarla vurana kapılar açılır. İnsanların birbirine

 karşı iyi ve dostça davranışları olmasaydı, bunları sana anlatmazdım.

Rabiatü’l-Adeviyye:’Bu kapı ne zaman kapandı ki açılsın.’demiştir.

Fakat ey kişi! Bu seni Allah’a ulaştıran kapıdır.

Kalbinin Allah’ın birliğinden habersiz ve bu konuda dikkatsiz olmasından sakın.

 Zikredenlerin birinci basamağı, Allah’ın birliğini ve tekliğini anmaktır.

Zâkirlere kapının açılması ancak Allah’ın birliğini anmalarından dolayıdır.

O’nun rahmetinden kovulanlar da ancak yaptıkları işin

önemini kavramaksızın, körü körüne, bilinçsizce Allah’ı zikrettikleri için kovulmuşlardır.

Mide ve cinsel doyum şehvetlerini kırarak bu akıbetin önüne geçebilirsin.

Zira Allah’ı zikirde sana ancak nefsin muhalefet eder. Yaratıklara olan sevgin ne çok,

Allah’a olan sevgin ise ne az!

Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevme kapısı sana açılmış olsaydı, elbette seni şaşırtan çok şeylere tanık olurdun.

Gecenin ortasında uykuyu bölüp, kıldığın iki rekât namaz,

 Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir.

 Hastaları ziyaret etmen,

Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir.

Cenaze namazını kılman, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir.

Müslüman kardeşine yardım etmen, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir.

 Eziyet veren şeyleri yoldan uzaklaştırman, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir.

Yere bırakılmış kılıcın onu savuracak bir kola ihtiyacı vardır.

Senin için Allah’ı zikirden daha faydalı ibadet yoktur.

Çünkü zikir ayakta duran, rükû ve secde yapamayan yaşlılar ve hastalar

 için de kolay bir ibadettir.

Allah’ın huzuruna nasıl çıkacağını, âlimler ve hikmet sahipleri sana öğretirler.

Sen hiç satın alınır alınmaz hizmet etmeye elverişli köle gördün mü ?!

Bilakis o önce bir eğitimciye verilir de o onu eğitir, ona edep ve terbiye kazandırır.

Eğitim ve terbiy

eyi başarıyla tamamladığında hükümdara hizmet etmeye başlar.

Velilerin yaptığı da budur. Öğrenciler, onların himmetiyle huzura varacakları

güne kadar onlarla beraber olurlar. Yüzme hocası, birine yüzmeyi öğreteceği zaman o

 kişi yalnız başına yüzebilecek seviyeye gelinceye kadar onunla yanyana yüzer.

Artık o yüzmeye başladığında ise onu korkusuzca denize salabilir.

‘Peygamberler, veliler veya salihler vasıtasıyla

Allah’a yaklaşılamaz.’ diyen düşünceden uzak dur.

 Kuşkusuz Allah kendine ulaşmak isteyenler için onları vesile kılmıştır.

Velilerden sadır olan, su üzerinde yürümek, havada uçmak,

 

 gizli şeyleri haber vermek ve suyun kaynayıp çıkması

gibi harikulade haller, peygamberin doğruluğuna şahittir.

Çünkü velilere verilen kerametler, peygamberlerinden dolayıdır.

Kaynak: Gelin Tâcı – İbn Ataullah İskenderî (kuddise sirruh)

 

 

Kalp sağlam olunca …


Kalp sapasaglam olunca dalları yaprakları ve meyveleri olan bir ağaç olur.

 Onun insan , cin ve melekten her türlü mahlüka birçok faydası dokunur .

Sağlam olmayan kalp hayvanların kalbidir. Sureti olur ama manası olmaz iinde su olmayan kaptır o

. Meyvesiz ağaçtır , kuşu olmayan kafestir.

 Cevherler altınlar dinarlardan oluşan ancak harcayanı olmayan hazinedir.

Ruhsuz cesettir.

Onun surreti vardır ama ruhu yoktur.

Allahu Teala’dan yüzçeviren onu inkar eden bir kalp sıyrılmıştır, eti sıyrılmış kemiktir.

Bundan dolayıdır ki Cenab-ı Hak onu taşa benzeterek şöye buyurmuştur.

‘Bundan sonra kalpleriniz taş gibi, yada ondan daha sert bir şekilde katılaştı’

Bakara 2/74

İsrailogulları Tevrat ile amel etmeyince Hak Teala onların kalplerini sıyırdı ve indi ilahisinden onları kovdu

 Ey Muhammediler! sizlerde aynen böylesiniz eger Kur’an-ı Kerim ile amel etmez onun ahkamı ile hükmetmezseniz, Hak Teala sizin de kalbinizi sıyırır ve ilahi kapısından sizleride tardeder.

Hz. Abdulkadir Geylani Cilau’l Hatır 10. Sohbet sayfa 57

Allah’ın (c.c) emrine teslim olmak


İyiliğin gelmesini, kötülüğün gitmesini isteme..
 
Eğer kısmetinde sana gelecek bir nimet varsa, istesen de gelir, istemesende….
 Bela da aynı…
 Eğer sana gelecek bir bela varsa, kaçsan da gelir, dursan da… İstersen o belanın kalkması için duaya sarıl..
 İstersen sabret.
 İstersen Allah için kendini bir yere attır; elbette gelecek olan gelir…

Sana lazım olan bunların hepsinde Hakka teslim olmaktır. Hepsini ona teslim et. Eğer nimet gelirse şükretmeğe başla!.. Bela da gelirse sabretmeğe çalış. Belayı hoş gör…

Onu da bir nevi nimet bil.
 Gizlemeğe çalış!
 Gücün yettiği kadar gidermeğe gayret et. Hele onu her yerde anlatmaktan sakın. Allah’ın sana verdiği manevi halin kuvveti ile ve gittiğin yolun icabı olarak bunları yapmak mecburiyetindesin.
 
Öyle bir yoldasın ki, Hak’ka taatla ve her şeyi hoş görmekle emrolunmuşsun. Ancak böyle refik-i Ala’ya çıkabilirsin. Bu hale gelince senden evvelkilerin yerine makamına varırsın.
 
 Senden evvel padişaha gidenleri ve yaklaşanları orada bulursun. Onun yanında her iyilik yolunu, rahatı, kerameti ve nimeti görürsün; kavuşursun.

Belayı bırak gelsin, seni ziyaret etsin… Yolunu aç. Kapama. Önünde durma. Sana gelmesinden ve seni yoklamasından korkma. Nasıl olsa, onun ateşi cehennemin ateşinden daha şiddetli değildir.

Yaratılmışın hayırlısı, yerin yüklendiği, semanın gölgelendirdiği, varlığın gözdesi Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) den şöyle bir Hadis,i şerif rivayet edilmiştir.

– “ Kıyamet günü cehennemin üzerinden geçildiği zaman, cehennem bağıracak, çabuk geç! Ey mümin nurun alevimi söndürdü.”

O cehennemin ateşini söndüren nur, ancak dünyada kazandığın ve beraber götürdüğün iman nurudur. O nur, hem isyan eden, hem de itaat edende vardır. Ama isyan eden ondan faydalanamaz…
İşte dünyadaki bela ateşini de söndüren bu nurdur. Sen de eğer sabreder Hak’ka uyarsan mükafatını görürsün. Belanın sana gelmesi seni heyecana düşürmesin. Yaklaşması seni çekindirmesin.

 Çünkü bela seni öldürmek için gelmez, seni tecrübe etmek için gelir, imanın sıhhatini ölçmek için gelir. Hak’ka olan bağlılığını kuvvetlendirmek ister. Senden memnun olur. Seni Hak’ka müjdeler… Allah-ü Taala buyurdu:

– “Biz sizi imtihan ederiz. Ta ki, içinizdeki mücahitleri anlayalım… Ve işlerinizden haberdar olalım. “

Hakka karşı imanın doğru olması ve O’nun işlerine boyun eğmek muvafakat göstermen yine O’nun sana bir lütfu ve merhametidir. Bunu böyle bil ve sonuna kadar sabra devam et. Hak’ka uyar bir müslüman ol. Artık bu halle bezendikten sonra, senden ve başkasından Allah’ın emirlerini yapmaktan başka bir şey bekleme. Ve yasaklarından kaçmaktan başka bir şey umma.

Her hangi bir yerde dini emirlere dair bir şey olursa derhal ona koş. Onları doğru işitmeğe çalış. Yerine getirmeğe gayret et. Derhal harekete geç, miskin miskin oturma. Kadere teslim olup kalma… Zuhurata uyup durma. Allah’ın emirlerini yerine getirmek için bütün gücünü kuvvetini sarf et. Aciz kalırsan Allah’tan yardım iste. O’na tazarru et, yalvar.

 
 
Eğer sen, Allah’ın emrinde olursan, bütün canlılar da senin emrinde olur. Ve eğer Allah’ı’ yasak ettiği şeylerden kaçarsan bütün kötülükler de senden kaçar. Nerede bulunursan bulun daima iyilikle karşılaşırsın.

Allah-ü Taala hazretleri Peygamberlerine gönderdiği bazı kitaplarda şöyle buyurmuştur:

– “Ey ademoğlu! Ben öyle Allah’ım ki benden başka ilah yoktur; bir şeye ol dersem, olur. Bana itaat edersen, seni de benim gibi yaparım. Her neye ol desen olur!..”

Yine buyurmuş:

– “Ey dünya! Bana ibadet edene sen yardım et… Sana koşanı da yor!..
Karnın hiçbir şey yiyemiyecek kadar dolu olsun. Yemeğe ihtiyaç duyma. Aklın bozulmuş olsun, kendini mecnuna benzet. Kabre doğru gidiyormuşsun gibi düşün…

Hülasa olarak şunları söylemek isterim ki: Allah’ın emirlerini derhal duymağa çalış ve koş!.. Yasaklarına karşı olduğun yerde kal, gitme!.. İlahi kader karşısında cansız ol, yokluğa gömül, fani ol…

Bu şerbeti hoşlukla iç…

Bu işler, Allah’ın izni ve dilemesiyle olur…

Hz Abdulkadir Geylani

Sabrın Ehemniyeti .


Allah (c.c) sabrın ehemmiyetini Kur’an-ı Kerîm’in muhtelif âyetlerinde zikretmiştir ve sabrı emretmiştir.

Sabır ehlini vasfederek:

لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ امَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاخِرِ وَالْمَلٰئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّنَ وَاتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّائِل۪ينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِر۪ينَ فِى الْبَاْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ وَح۪ينَ الْبَاْسِ اُولٰئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.

 Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, pey­gamberlere inanır. yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dile­nenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir.

 Söz ver­diği zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder.

İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır.

 Müttakîler ancak onlardır!” (Bakara Suresi, Âyet 177) buyurdu.

Hidâyete nâil olan mürşitlerin yüksek makamlara sabırla ulaş­tıkları şöyle beyan buyurulur:

Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların için­den, buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik

Sabredenlere mükâfatın hesapsız verileceği şöyle haber veriliyor:

قُلْ يَا عِبَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا ف۪ى هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ

(Rasûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sa­kının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattığı) yer­yüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir

Müridin Halini Beyan…


Güllü Kalp
Bekle…

Doğru çalış, helal ye, tâ ilâhi cezbe seni kaplayıncaya kadar…

Sonra Allah dilerse muradın hasıl olur…

O zaman olacak olur. Şum gider, uğur gelir. Uğursuzluk yok olur, nur gelir…

Mânen ilâhi bir kisveye bürünürsün.

Selamete erersin…

 Ve nihayet, en yüksek mertebelere çıkarsın. O gün

İlâhi sözü can kulağına gelir…

Bununla hoş olur, sevinirsin

O ilâhi kaynak sana açık olur.

Esrar perdeleri senin için açılır.

Sana her şey ayan ve her gizli beyan olur…

Kavuştuğun kaynak kurumaz.

Kavuştuğun manevi zenginlik sonsuz olur.

 Her yandan salınan sana gelir.

Ani bir duraklama olursa; sakın sana bir şey gelmez diye üzülme…

Bu hale eremezsin diye mahsun olma! Bekle, sabırlı ol…

Allah’a inan! En faydalı işleri sana O yapar.

 O  na güven, en güzel yola seni O sevk eder.

Yalnız O?nu sev ve bağlan…

 Bir gün en yüksek dereceye erersin ve en ulvi mertebeye kavuşursun.

Kapılar açılır. Sandık kilitleri sökülür.

Her gün yeni yeni alemlerin kapıları sana açılır.

Ey iman sahibi, kadere inan ve onun çeşmesi önünde dur.

 Herhalde kazalara rıza göster. Ancak bu yolda Hakkı bulursun ve bu uğurda çalıştığın müddet

Hakka kavuşursun…

Dünyada çeşitli ilimlere erersin, öbür alemin ufukları sana açık olur.

Bu alemden göç edince, başyardımcın

 Hak; şefaatcın nebiler, arkadaşların salihler ve doğrular olur…

Sabırla bekle… Aceleci olma… razı ol, Hak’kı itham altına alma.

Ümitli ol, ancak böylelikle ilâhi af ve keremin serinliğini ruhunda duyar ve Hakkın ikramına nail olursun…

Gavsulazam Abdulkadir Geylani Hz (Futhu’l Gayb)