SULTANIMIZDAN BİZLERE…


Bu sadatlar ALLAH ’ın dostudur,

bu sadatların nazarı dağları yerinden kaldırır.

 Sizin bir dostunuz olsa ondan bir şey isteseniz yapmaz mı.

 Onlar ne isterse ALLAH  verir.

 İsteklerini geri çevirmez.

Biz bu hizmetlerde ortağız.

Bu ortaklıkta ticaret ölünce bitmez.

 Yüz sene, beşyüz sene de değil, kıyamete kadardır.

 Amel defteri kıyamete kadar kapanmaz.

Çünkü bu tarikat kıyamete kadar devam edecektir.

 Onun hayrı hem size, hem bize, hem de sadatlaradır.

“Bu kapıda kişinin ne kadar hizmet ettiğine değil nefsinin ne durumda olduğuna bakılır.”
Tam boyutlu görseli göster

Yaptığınızı ALLAH  rızası için sevdiğiniz zatın hatırı için yapın

 Abilerimizden biri Gavs hz. ne sordu ( tanıyorum bu abimizi):

 ” Efendim, burada o kadar alim var, siz varsınız. insanlar da buraya ziyarete geliyorlar.

 İşleri yok. çay ocağında vs yerlerde vakit geçiriyorlar.

Söyleseniz, alimler sohbet etse, siz sohbet etseniz…?”
GAVS-I SANİ HZ. sadece şunu söyledi:

Güllerin Üzerindeki Su Damlacıkları

HACI!

BİZ KONUŞURSAK DOĞRUYU SÖYLERİZ!”

BU SÖZÜ DUYDUĞUMDA AKLIMA MEVLANA HZNİN:

 ” KENDİ DİLİNDEN ANLAMAYANLARIN YANINDA

BULUNAN KİMSE, YÜZLERCE DİL YÜZLERCE NAME BİLSE, YİNE DİLSİZ OLUR SUSAR!”

Tam boyutlu görseli göster
Bu kapıda biz en yakınlarımıza, evlatlarımıza ve kardeşlerimize bile
bize gelin tabi olun demedik.

Herkes serbesttir.

Ben hiçbir kimseye
dememişim ki benim yanıma gelin.

 Amma bu kapı öyle bir kapıdır ki
bir sofra düşünün.

Amma her şey mevcuddur bu sofrada.

Hani derler
ya bir kuş sütü eksik.

VAllahi bu sofrada o kuş sütü de var amma ha-
kiki sadık ve hakiki talip olana nasip olur.

Sadakat ve teslimiyyet ALLAH  namına hakiki olmazsa insanı kırkların
içine girmekten de cepteki mücevherattan da o sofradaki kuş sütünü
içmekten de mahrum eder.

Şah-ı Hazne k.s.a. mektubatında buyurmuşlar ki; “Emre imtisal edebten üstündür”

Yani mürşidin muradını yerine getirmek edebten üstündür.

“Bazan dünyanın işleri o kadar ağırlaşır ki, insan altından kalkamaz.

 Bunun için insan, ALLAH ‘ın dostlarıyla irtibat kurmalı, devamlı onlara yönelmelidir.

 Gönüldeki imanın feryadını yükseltmeli ki, evliyaların ve dolayısıyla peygamberlerin ondan haberi olsun”
(Gavs-ı Sani Hazretleri) şöyle anlattı.


“Ben bu göreve gelince, bir rüya gördüm.

 Rüyamda, başımın
üzerinde bir taht yapılıyordu.

Tahtı yapanlara, Bunu kim için
yapıyorsunuz? diye sordum.

Hz. Resulullah (s.a.v) için yapıyoruz,
o gelip oturacak dediler.

 Ben, Ne kadar oturacak? diye sordum.
Bana, Bu kapıda sünnet-i seniyyeye uyulduğu sürece, Hz. Peygamber
orada oturacak denildi.

Biz de bütün gücümüzle sünnet-i seniyyeye
uyarak Resulullah Efendimiz (s.a.v) devamlı başımız üstünde oturmasına
çalışacağız inşAllah.”

GAVSIMIZA KS VERİLEN MÜJDE….

Şahı Hazne bana Abdülhakım’ın cocuklarından haber ver dedi.

O ailenin ve Ğavsı Bilvanisi’nin yakını olan

Seyyid: Şeyh Abdülhakim’in üç oğlu var,
birinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed dedi,Şahı Hazne: Şeyh olur buyurdu

Seyyid : İkinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed Raşid dedi, Şahı Hazne: Onun cok buyuk cemaatı olur buyurdu.

Seyyid: üçüncü oğlunun ismi Seyydi Abdülbaki dedi,Şahı Hazne: Alem onun zamanında irşadı bir gorsun dedi…

Şeyh Abdülhakim el-huseyni, Şahı Hazne’nin müjdelediği bu kucuk Seyyid hasta iken,hastahanede yatarken ziyarete bir sofi geliyor.

Elinde bir çiçek hasta ziyaretine geliyor ve o Sofi anlatıyor “Şeyh Abdülhakim (k.s.), Seyyid Abdülbakinin basında duruyordu Ğavs-ı Sani yatakta yatıyordu.

Ben çiçeklerle girince hosuna gitti ve dedi ki: Sofi sen Seyyid Abdülbaki’yi seviyor musun?
Sofi evet kurban cok seviyorum.

Şeyh Abdülhakim dedi ki: Ah keske onun zamanına erişsekte üç gun murridi olsaydık…
İşte kardeslerim butun Sadat bu mübareği Ğavs-ı Sani (k.s.) yi haber vermiş,bütün Sadat bu müjdeyi vermiş.

 Neden vermiş?

Ümmeti Muhammed gaflete düşmesin zamanına yetişirse elinden tutsun,eteğine yapışsın,imanını kurtarsın diye. Hepsi bizim için…

Bu mübarek nasıl ırsad edıyor kı butun sadat bu mubaregı haber vermıs.

Haber verdiki irşadının altıncı senesınde Elhamdülillah sofilerinden suana kadar vefat edipte imanını kurtaramayan hic kimse olmadı buyurdu Ğavs hazretleri.

Bu Ğavs iman kurtarıyor…

Bu Ğavs cehennemden kurtarıyor…

ALLAH  (c.c.) rahmet ipidir yapısanı kurtarıyor… Bu asırda ımanı kurtarmak kadar kıymetlı bırsey yoktur

O zat buyurdu ki:şu asırda musluman kimliği tasıyıp vefat edenlerin yüzde 15-20 si imanla kabıre ınıyor.

Ekseriyeti imanını muhafaza edemıyor.

Obur taraftan Sadatın elinden tutan,corbasını ıcen hıc kımsenın ımansız gıtmedgını soyluyor.Bu tamamen bir rahmet tecellisidir.Bu ALLAH ’ın rahmetidir.

Bu Rasulluha’ın mucızesidir.

Bu ahir zamanın şiddetli,agır,fitnelerin yaygınlastıgı donemde Cenabı Hakkın Ümmeti Muhammede bir rahmetidir,bir rahmet tecellisidir.Bir meczup zaat var, ona dedim benim Şeyhim artık elden tevbe vermiyor,sarıklarla altmıs-yetmiş kişiye birden tevbe veriyor ne dersin bu işe diye sordum.

Meczup dedi ki: abi o iplerle cehnnemden sizleri cıkarıyor dedi…
Kuyuya dusene ip atılır,cehnnem cukuruna dusmekte olan Müslümanlara da bu Sadatlar ip atıyor…

Kim tutarsa ALLAH  (c.c.) izniyle kurtulur…

ALINTIDIR.

_____________________
Bilvanis.net ten alintidir

Allah cc hepsinden razi olsun ,hizmetlerini kabul etsin amin

trafik

Hiç Düşündünüz mü ?


Resmin tam boyutunu görmek için üzerine tıklayın.

 

Hiç düşündünüzmü Gavs’ımızın üzerinde taşıdığı yükü!

Resulullah’ın ümmeti için yandığı gibi, onunda sofileri için yandığını!

Bizim üşenerek kalktığımız O namazlara,

Gavs’mızın itina ile hazırlanıp, tertemiz kıyafetlerini giyinip süslenerek, sevgilinin huzuruna en güzel şekilde çıktığını!

Rabıtada, tefekkürde..

edepten, tevazuundan iki büklüm olduğunu!

Biz bir kişinin bile derdini dinlemeye tahammül edemezken,

onun hergün yüzlerce insanın derdini dinleyip,

ayrıca da her dertlinin derdini yüreğinde hissederek gönül potasında erittiğini…

 Ve öylece hane-i saadetine çekilip gözyaşlarını kalbine akıttığını!

Başının üzerinde taşıdığı manevi sorumluluğa rağmen, onca rahatsızlığına rağmen,

hiçbir görevi aksatmadan yerine getirdiğini!

Bizlerin yaptığı onca hatalara ve kusurlara rağmen yinede

 “Biz Sizlerden Razıyız”

 diyerek bizleri bırakmadığını!

Gavsımız daha küçükken, Şah-ı Hazne’nin Sultan’ımız için

Alem Onun Zamanında İrşadı Bir Görsün”

diye buyurduğunu! 

“Birlik beraberlik içinde olun, kardeş olun,

birlik beraberlik içinde kardeşinizi muhafaza etmeye çalışın”

 derken, aslında biz sofilerin birbirimize karşı nasıl olmamız gerektiğini anlattığını!

Aslında onun her hal ve hareketinin bütün davranışlarının nasılda

 Ceddi Resulullah’a benzediğini!

HEP BERABER DÜŞÜNELİM İNŞAAllah

Bilvanis.net ten alintidir

trafik

Gavsi Sani Hz.’lerinin(k.s) Allah’ın rızası hakkındaki sohbetlerinden


83errauf119hg3.jpg

Allah rızasını kazanmak için ameli salihe devam etmesi lâzımdır. Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın. Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir.

Benim Allah’ın rızasından başka bir derdim ve Rasulullah ( a.s)in sünnetini ihyadan başka bir işim yoktur.

Bütün gaye Allah rızasını tahsil olmalıdır. Eğer Allah insandan razı olursa insana dünyayı da, âhreti de nasip eder. Ne kadar iyi şeyler varsa, cennet dahil hepsini ona ihsan eder.
Maksud dünya menfaati değil, âhirettir, Allah sevgisidir. Allah
insanı severse karşılığını daha ziyade âhirette verir. Dünya malı vermiş veya vermemiş hiç mühim değildir.

Allah rızasının karşılığı âhiret mükafatıdır.

Şu bilinmelidir ki Allah-u Teâlâ’nın insanın ibadetine, tââtına asla ihtiyacı yoktur. Hâşâ Rabbül-Âlemin onlarla ne büyük, ne de küçük olur. Yapılan bütün amellerde tek maksud Allah’ın rızasıdır.
Eğer Allah rızasını tahsil etmek nasip olursa, Rabbül-Âlemin onu ebedül ebed maksuduna erdirir, ebedi saadet ihsan eder. Ve nihayet ebedi olarak Cemalullah’a kavuşturur.

Bu Nakşîbendi yolunda olanların tamamı Maksud-i Bizzat içindir. Peygamber (sav) şeriatı içindir.
Nakşîbendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye, Allah ve Resûlünün sözünden çıkmamak, Peygamberin (sav) şeriatına tam ittiba ederek Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Şu husus bilinmelidir ki, maksud tarikat değil, maksud Allah’ın Zatı, Allah’ın dostluğudur.

Bütün düşünce Allah ve Resûlü’nün emirlerine uyarak maksudunu Allah’ın Zatı yapmaktır. Bu da ancak Allah’ın emirlerine uymakla olur. Allah’ın emirlerinden asla çıkmamaya gayret edilmelidir. Çünkü tek gaye, maksud odur.

Bunların elde etmenin tek yolu kendini çok muhafaza ederek Allah’ın emrine muhalefette bulunmamak, kendinden günah sudur etmemesine dikkat etmektir. İnsanın Allah yolundan, hakikat yolundan çıkmaması lâzımdır.

İşte bunlara titizlikle riayet edilirse Allah rızası o zaman meydana gelir. Rabbül-Âlemin o zaman insandan razı olur. Allah rızası elde edilince insanın bütün işleri hallolmuş olur.

Bütün gayeler, tarikat ve diğer çalışmalardaki bütün gayeler yalnız ve yalnız Allah rızası içindir. Maksudi Bizzat içindir. Maksud Allah’ın Zatı ve talep onun rızasıdır.

Allah rızası, ancak emirlerine tam itaat etmekle, muhalefet etmemekle, nasıl emretmişse harfiyen tatbik etmekle kazanılır. Ve o kazanıldıktan sonra insanda hiçbir noksanlık kalmaz.

Nasıl kalır ki Allah (c.c) ona dost, o da Allah’a (c.c) dost olmuş olur.


 

 

Allah rızasını kazanmak için ameli salihe devam etmesi lâzımdır. Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın. Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir.

Benim Allah’ın rızasından başka bir derdim ve Rasulullah ( a.s)in sünnetini ihyadan başka bir işim yoktur.

Bütün gaye Allah rızasını tahsil olmalıdır. Eğer Allah insandan razı olursa insana dünyayı da, âhreti de nasip eder. Ne kadar iyi şeyler varsa, cennet dahil hepsini ona ihsan eder.
Maksud dünya menfaati değil, âhirettir, Allah sevgisidir. Allah
insanı severse karşılığını daha ziyade âhirette verir. Dünya malı vermiş veya vermemiş hiç mühim değildir.

Allah rızasının karşılığı âhiret mükafatıdır.

Şu bilinmelidir ki Allah-u Teâlâ’nın insanın ibadetine, tââtına asla ihtiyacı yoktur. Hâşâ Rabbül-Âlemin onlarla ne büyük, ne de küçük olur. Yapılan bütün amellerde tek maksud Allah’ın rızasıdır.
Eğer Allah rızasını tahsil etmek nasip olursa, Rabbül-Âlemin onu ebedül ebed maksuduna erdirir, ebedi saadet ihsan eder. Ve nihayet ebedi olarak Cemalullah’a kavuşturur.

Bu Nakşîbendi yolunda olanların tamamı Maksud-i Bizzat içindir. Peygamber (sav) şeriatı içindir.
Nakşîbendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye, Allah ve Resûlünün sözünden çıkmamak, Peygamberin (sav) şeriatına tam ittiba ederek Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Şu husus bilinmelidir ki, maksud tarikat değil, maksud Allah’ın Zatı, Allah’ın dostluğudur.

Bütün düşünce Allah ve Resûlü’nün emirlerine uyarak maksudunu Allah’ın Zatı yapmaktır. Bu da ancak Allah’ın emirlerine uymakla olur. Allah’ın emirlerinden asla çıkmamaya gayret edilmelidir. Çünkü tek gaye, maksud odur.

Bunların elde etmenin tek yolu kendini çok muhafaza ederek Allah’ın emrine muhalefette bulunmamak, kendinden günah sudur etmemesine dikkat etmektir. İnsanın Allah yolundan, hakikat yolundan çıkmaması lâzımdır.

İşte bunlara titizlikle riayet edilirse Allah rızası o zaman meydana gelir. Rabbül-Âlemin o zaman insandan razı olur. Allah rızası elde edilince insanın bütün işleri hallolmuş olur.

Bütün gayeler, tarikat ve diğer çalışmalardaki bütün gayeler yalnız ve yalnız Allah rızası içindir. Maksudi Bizzat içindir. Maksud Allah’ın Zatı ve talep onun rızasıdır.

Allah rızası, ancak emirlerine tam itaat etmekle, muhalefet etmemekle, nasıl emretmişse harfiyen tatbik etmekle kazanılır. Ve o kazanıldıktan sonra insanda hiçbir noksanlık kalmaz.

Nasıl kalır ki Allah (c.c) ona dost, o da Allah’a (c.c) dost olmuş olur.

______________
Nasihatler.net ten alintidir

ALLAH (C C) hizmetlerini makbul etsin

amin

Gavs-ı Sani Hz.(ks)leri buyurmuşlar:



Gavs-ı Sani Hz.leri (ks) buyurmuşlar :

Bazı insanlar vardır,ALLAH için yaşarlar.Her işlerinde ihlasla
amel ederler,ALLAH rızasından hiç ayrılmazlar,edeplerini korurlar.
Bu kimseler yeryüzünde yaşıyorlar,sadatları hiç görmemişler,gelip
ziyaret henüz etmemişler.Fakat sadatlar o kiseyi,o aşığı hem tanırlar,
hem de severler.

Ama bazı kimseler de buralara geliyorlar dünya menfaatleri için
geliyorlar,sadatları dünya için kullanıyorlar,ismimizi de öyle kullanıyorlar.
Biz onlara önce şefkat ediyoruz,onlara tebessüm ediyoruz,merhametle davranıyoruz.
İstiyoruz ki ALLAH yoluna gelsinler,ihlasa gelsinler.Ama bir kısmı niyetini düzeltmiyor,
amelinide düzeltmiyor,sadatlardan hiç fayda göremiyor.

************************

Gavs-ı Sani Hz.leri’ne (ks) sormuşlar:

Efendim bu gönlün ilacı,saadetli elinizde emanet edilmiştir,
öylede ağır dertlerimiz varki,başka ilaç bilmiyoruz.

Şu cevabı vermişler zamanımızın irşad kutbu Gavs-ı Sani Hz.(ks):

Büyükler buyurmuşlardır ki,arapça olarak söylemişler:

himmetür rical,taklaul cibal, manayı da vermişler:

Erlerin,ALLAH dostlarının himmeti onlara verilen ilahi rahmet ve yetki demek,
himmeti dağları yerinden oynatır.Yani karşı taraftaki dağı oynatıp altından
altın cevher çıkarmak için değil,keramet onun için gösterilmiyor,himmet
onun için verilmemiş,işaretleri neye oldu,kalplerin üzerine dağlar gibi çullanmış
hastalıklar vardır.Gaflet vardır,cehalet vardır,kin vardır,haset vardır.

Böyle dağlar gibi büyük derdiniz olsa,gelseniz bu hastaneye
ALLAH sadatlara öyle bir yetki vermiştir ki;o dağ gibi şeyleri temizlerler.

Bu himmetin sebeplerine yapışmalıdır.

Bunun için:

Teslim olunuz,

İhlaslı olunuz,

Muhbbetli olunuz,

Salih amel işleyin,

Mürşidinizi sık sık ziyaret ediniz…

Sebeplere yapışarak bu rahmeti alınız ,çekiniz, buyurdular.

Gönül kabesini Ziyaret Sohbetinden – Dr.Dilaver Selvi.

Bilvanis.netten alintidir

Allah cc hepsinden razi olsun hizmetleri daim olsun.

amin

Aleyke

Gavsi Sani Hz.’lerinin(k.s) Allah’ın rızası hakkındaki sohbetlerinden


 
Allah rızasını kazanmak için ameli salihe devam etmesi lâzımdır. Küçük-büyük demeden Allah rızası için önünüze gelen hayırlı işleri yapın. Sen niyetini Allah için yap, gerisi güzel gelir.Allah kuluna kafidir.

Benim Allah’ın rızasından başka bir derdim ve Rasulullah ( a.s)in sünnetini ihyadan başka bir işim yoktur.

Bütün gaye Allah rızasını tahsil olmalıdır. Eğer Allah insandan razı olursa insana dünyayı da, âhreti de nasip eder. Ne kadar iyi şeyler varsa, cennet dahil hepsini ona ihsan eder.
Maksud dünya menfaati değil, âhirettir, Allah sevgisidir. Allah insanı severse karşılığını daha ziyade âhirette verir. Dünya malı vermiş veya vermemiş hiç mühim değildir.

Allah rızasının karşılığı âhiret mükafatıdır.

Şu bilinmelidir ki Allah-u Teâlâ’nın insanın ibadetine, tââtına asla ihtiyacı yoktur. Hâşâ Rabbül-Âlemin onlarla ne büyük, ne de küçük olur. Yapılan bütün amellerde tek maksud Allah’ın rızasıdır.
Eğer Allah rızasını tahsil etmek nasip olursa, Rabbül-Âlemin onu ebedül ebed maksuduna erdirir, ebedi saadet ihsan eder. Ve nihayet ebedi olarak Cemalullah’a kavuşturur.

Bu Nakşîbendi yolunda olanların tamamı Maksud-i Bizzat içindir. Peygamber (sav) şeriatı içindir.
Nakşîbendi Tarikatında ve diğer tarikatlarda tek gaye, Allah ve Resûlünün sözünden çıkmamak, Peygamberin (sav) şeriatına tam ittiba ederek Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Şu husus bilinmelidir ki, maksud tarikat değil, maksud Allah’ın Zatı, Allah’ın dostluğudur.

Bütün düşünce Allah ve Resûlü’nün emirlerine uyarak maksudunu Allah’ın Zatı yapmaktır. Bu da ancak Allah’ın emirlerine uymakla olur. Allah’ın emirlerinden asla çıkmamaya gayret edilmelidir. Çünkü tek gaye, maksud odur.

Bunların elde etmenin tek yolu kendini çok muhafaza ederek Allah’ın emrine muhalefette bulunmamak, kendinden günah sudur etmemesine dikkat etmektir. İnsanın Allah yolundan, hakikat yolundan çıkmaması lâzımdır.

İşte bunlara titizlikle riayet edilirse Allah rızası o zaman meydana gelir. Rabbül-Âlemin o zaman insandan razı olur. Allah rızası elde edilince insanın bütün işleri hallolmuş olur.

Bütün gayeler, tarikat ve diğer çalışmalardaki bütün gayeler yalnız ve yalnız Allah rızası içindir. Maksudi Bizzat içindir. Maksud Allah’ın Zatı ve talep onun rızasıdır.

Allah rızası, ancak emirlerine tam itaat etmekle, muhalefet etmemekle, nasıl emretmişse harfiyen tatbik etmekle kazanılır. Ve o kazanıldıktan sonra insanda hiçbir noksanlık kalmaz.

Nasıl kalır ki Allah (c.c) ona dost, o da Allah’a (c.c) dost olmuş olur.

____________________
Nasihatler.net ten alintidir

 

GAVS-I SANİ Hz’ leri Buyurdu…


GAVSİ SANİ (KS) ŞEHİTLİK HAKKINDAKİ SOHBETİ

 

“ Her ne iş yapıyorsanız niyetinizi ALLAH için yapın.

Ara sıra niyetinizi kontrol edin”

 GAVS-I SANİ Hz’ lerinden şehitlik için dua isteyen kimseye;

 “Şehitlik isteme istikamet iste.Çünkü istikamette sıddıklık doğruluk vardır.”

 Buyurmuştur

GAVSİ SANİ (KS) DOST VE ARKADAŞ HAKKINDAKİ SÖZLERİ

Dostlarınızı iyi seçin

Veli ile oturan veli olur.

 Katil ile oturan katil olur.

Hırsızla Oturan zamanla hırsız olabilir

Gavs Hz. leri buyurdu ki : “iki gün hırsızla gezersen üçüncü gün sen de hırsız olursun.” Bunun için Rasulullah(a.s) : ” Kisi arkadaşının dini ( halve gidisati) üzeredir.” buyurmuştur.(EBU DAVUD)

 İtikadı bozuk insanlardan uzak durmakta yarar var.

Hiç bir şekilde kötülerle bulunmayın çünkü zamanla ondaki kötü ahlak sanada siyaret eder.

GAVSİ SANİNİN (KS)
BİRLİK-BERABERLİK HAKKINDAKİ SÖZLERİ

 

“Birlik- Beraberlik içinde olun, kardeş olun. Birlik- Beraberlikte kardeşliğinizi muhafaza etmeye çalışın.”

 

“En büyük ameli Salih birlik ve beraberliktir

 GAVSI SANİNİN EDEP HAKKINDAKİ SÖZLERİ

“En büyük hizmet,güzel ahlakli ve edepli bir insan olmaktir.”
“Şeriata çok dikkat edeceksiniz, edebe, adaba aykırı hareket etmeyeceksiniz”

 

“İnsanın fayda görebilmesi için Nakşibendi adabına göre hareket etmelidir”

“İnsanın fayda görebilmesi için Nakşibendi adabına gore hareket etmelidir.

 

 

insanda Muhalefet olmadıktan sonra ve Nakşibendi oduktan sonra nisbet devam eder, kesilmez.

 Okunan herFatiha her Hatmenin sevabına oda ortak olur.

yeterki o kişi Nakşibendi olmaya Çalışsın.

Her fatiha okunduğunda, virdde, hatmede,sadatı kiramın ervahıda orada hazır olur, hediye karşılıksız bırakılmaz .

sevgisiz kalmaz bu durumda insan,

sadatı kiramın tarafındanda tanınmış olur.onlar insanı tanıyınca dar zamanlarında yardımına yetişir.

” Gavs-ı Sani Hazretleri şöyle buyurmuştur:

“İnsan yüzünü Hakk’a döndürmeli. Kulun tek hedefi ALLAH rızası olmalı.

Halk için amel etmeyin.

Gösterişten sakının.

Bütün fayda ALLAH’tadır.

 Amelinizi Cebrail (a.s) görse ve bilse, bunun sizi ne faydası olacak?

 ALLAH dilemedikçe, görev ve izin vermedikçe meleklerin de insana bir faydası olmaz.

Halka değil, Hakk’a bakın!”

 
 

 

 

Nâkşîbêndî gûllêrî Huzur Kapısı MênzîL ÂşıkLâr Dîyârından

alintidir…

canper