Çünkü Şeytan, ancak arifin kalbinden korkar.


Euzü billahi mineşşeytanirraciym. Bismillahirrahmanirrahiym.
Elhamdü lillahi rabbil’Alemiyn. Errahmanirrahiym. Maliki yevmiddiyn. İyyake na’büdü ve iyyake nesta’ıyn. İhdinassıratel müstakıym. Sıratelleziyne en’amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve leddalliyn. (Amin).
İnnallahe ve melaiketehu yusallûne alennebiyy. Ya eyyühelleziyne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima.
Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmaiyn.
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun ve selamün alel mürselin velhamdü lillahi rabbil Alemiyn.
Essalatü vesselamü aleyke ya Resulallah.
Essalatü vesselamü aleyke ya Habiballah.
Essalattü vesselamü aleyke ya Halilallah.
Essalaü vesselamü aleyke ya Nebiyyallah.
Essalatü vesselamü aleyke ya Safiyyallah.
Essalatü vesselamü aleyke ya Hayra Halkillah.
Essalatü vesselamü aleyke ya Nure Arşillah.
Essalatü vesselamü aleyke ya Emiyne Vahyillah.
Essalatü vesselamü aleyke ya men Zeyyenehullah.
Essalatü vesselamü aleyke ya men Şerrefehullah.
Essalatü vesselamü aleyke ya men Kerremehullah.
Essalatü vesselamü aleyke ya men Azzemehullah
Essalatü vesselamü aleyke ya men Allemehullah.
Essalatü vesselamü aleyke ya Seyyidel Mürseliyn.
Essalatü vesselamü aleyke ya İmamel Müttakıyn.
Essalatü vesselamü aleyke ya Hatemen nebiyyin.
Essalatü vesselamü aleyke ya Rahmeten lil’Alemiyn.
Essalatü vesselamü aleyke ya Şefiy’al Müznibiyn.
Essalatü vesselamü aleyke ya Resulü Zişan.
Salavatullahi ve melaiketihi ve enbiyaihi ve hameleti arşihi ve cemiyyi halkihi ala seyyidina muhammedin ve alihi ve sahbihi ecmaiyn.
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve habibike ve resuliken nebiyyil ümmiyyi ve ala alihi ve sahbihi ve sellim. (3 defa)
Allahümmec’al efdale salavatike ebeden
Ve enma berekatike sermeden
Ve ezka tahiyyatike fadlen ve adeden
Ala eşrefil halakıl insaniyyeti
Ve mecma’ıl hakayikıl imaniyyeti
Ve turit tecelliyyatil ihsaniyyeti
Ve mehbitil esrarir rahmaniyyeti
Ve arusil memleketir rabbaniyyeti
Ve vasıtati ıkdin nebiyyine
Ve mukaddimi ceyşil mürseliyne
Ve kaaidi rekbil enbiyail mükerremiyne
Ve efdalil halkı ecmaiyne
Hamilil livail izzil ala
Ve maliki ezimmetil mecdil esna
Şahidi esraril ezeli
Ve müşahidi envar sevabikıl üveli
Ve tercümanı lisanil kıdemi
Ve menbail ilmi ve hilmi vel hikemi.
Mazharı sırril cudil cüz’iyyi vel külliyyi
Ve insani aynil vücudil ulviyyi vessüfliyyi.
Ruhi cesedil kevneyni (3 defa, her defasında vücuda mesh)
Ve ayni hayatiddareyni
Elmütehakkıkı bi a’lerrütebil ubudiyyeti
Vel mütehallıkı biahlakıl makamatil ıstıfaiyyeti
El halilil a’zam, vel habibil ekrem
Seyyidina Muhammed ibni Abdullah ibni Abdulmuttalib
Ve ala sairil enbiyail mürseliyne
Ve ala melaiketikel mukarrebiyne
Ve ala ibadullahis salihiyne
Min ehlis semavati ve ehlil ardıyne
Küllema zekerez zakirune
Ve gafele an zikrikel gaafilune
Ve sellim ve radıyallahü anh
Eshabı resulillahi ecmaiyne

EVRAD-I ŞERİFE’NİN AÇIKLAMASI
Euzü billahi mineş şeytanirraciym. Bismillahirrahmanirrahim.
Cenab-ı Hak buyuruyor ki:
– Benim ilahi sıfatım olan Allah Kelamını, yani Kitabımı okumak istediğin an, ona muhatab olmaya niyet ettiğin zaman, “Ben Allah’ın rahmetine sığınır, kalbimi, nefsimi Allah’ımın fazilet ve rahmetine kavuştururum” diye, ilahi rahmetten kovulmuş, uzaklaştırılmış Şeytan’dan bana sığın.
İnsanın, Rabbine şahit olma (müşahede) huzurunda, onun ilahi feyzlerine (bereket, irfan) mazhar olmuş kalmasına engel olan her şeyden Hakk’a iltica etmesi, Allah’a sığınmadır (istiaze). Bu da marifetullah ile olur. Çünkü Şeytan, ancak arifin kalbinden korkar. Arifin kalbinin ufuklarından doğan Muhammedi hakikat güneşi, Şeytan’ı yakar ve uzaklaştırır.
Kul Rabbine bu şekilde içten, duyarak sığındığında, Cenab-ı Hak, “Korkma! İsmimi an, yani ‘Rahman ve Rahim olan Allah’ın ismi ile başlıyorum’ de,” buyuruyor.
Bu yüzdendir ki, besmelesiz işe sonsuz iş denir.
Besmelede üç ismin, yani Allah, Rahman ve Rahim isimlerinin bir arada anılmasında, üç cins kula işaret vardır:
1. Nefslerine zulmedenler (Fe minhüm zalimün linefsihi),
2. Nefslerini frenleyenler (Ve minhüm muktesid),
3. Hayırlı iş sahipleri (Ve minhüm sabikun bil hayrat: Fatır, 35: 32)
Evet, Besmele, kalbin kandili, Allah Kelamının anahtarıdır. Azametini kalemlerin değil, çağların tefsir etmiş olduğu, imanın düzenleyicisi; anlamını kavrayanları bile, okunduğu vakit dinlemekten usandırtmayan, ilimlere konu, sanatlara model veren Kur’an-ı Kerim’in esrarının anahtarı da, Fatiha’dır.
Elhamdülillahi rabbil Alemiyn.
Evrenin bütün varlıkları ve zerrelerinden gerek söz, gerekse hareket olarak ortaya çıkan bütün sonsuz hamd ve övgüler, Rabb’lık makamına Sübhani tenezzülü ile tenezzül eden, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.
İnsanın, kendisinin başlıbaşına bir alem olduğunu ve kendisinde varolan gerçekleri düşünerek, “Ben kimim? Nereden geldim, nereye götürüleceğim? Gelmemde, gitmemde karar sahibi ben değilim,” diye düşünmesi, insanlık (Ademiyet) makamına ayak basmasıdır. Ademiyette teklif yer alır: “Aslını ara” emri verilir, bu arayışa da hamd ile başlanır.
Hamdin lisanı üç türlüdür:
– İnsani dil ile hamd,
– Ruhani dil ile hamd,
– Rabbani dil ile hamd.
İnsani dil ile hamd, umumun (avamın) hamdidir ki, bu Allah’ın nimetlerine karşı yapılan hamddir. Kişi, Hakk’ın o ikramını kalbiyle tasdik edecek, onu yerli yerince sarf edecektir.
Ruhani dil ile hamd, seçkinlerin (havassın) hamdidir ki, kalb zikri ile olur. O kimsenin hali terbiye edilir, davranışları temizlenir.
Rabbani dil ile hamd, arifin hamdidir.
Muhabbet ehli hamdederler, o hamdleriyle keşf ışıklarına nail olurlar. Marifet ehli hamdederler, o hamdleriyle cemalin müşahedelerine nail olurlar.
Kısacası hamdetmek, Hak Teala’nın zatını övmek, yüceltmektir. Onun için hayatın evveli de hamd, sonu da hamddır.
Allahu Teala’nın zatına layık olan övgüyü, hürmeti hiç kimse layıkıyla bilemez, ona güç yetiremez. Onun için imdat, Allah’dandır. Bu nedenle hamd- ü sena, Zatı ile, Sıfatı ile, Ef’ali ile yaratıkları derece derece meydana getirip, imdad eden Alemlerin Rabbına mahsustur.
Alemlerin Rabbıdır: Müminlerin kalbini sabır ve ihlas ile, sadakat ve vefa ile terbiye eder.
Alemlerin Rabbıdır: Cisimleri, nimetler vücuda getirerek terbiye eder. Alemlerin Rabbıdır: Ruhları, keremini (cömertlik) göstererek terbiye eder. Şu da iyi bilinmelidir ki, yaratıkların öncesi, karanlığın zıddı olmayan Muhammedi Nur (ışık), Muhammedi Ruh’tur ki, O Akl-ı Küll’dür (Tümel Akıl), Alem de onun açıklaması, ayrıntılarıdır.Errahman, errahiym.
Alemi yaratan Rahman, ona imdad eden Rahim’dir. Rahman kıdem (ezeliyyet) ismi, Rahim beka (ebediyyet) ismidir.
Mâlik-i yevmiddiyn.
Din Günü’nün, kıyamet gününün sahibi Allah’dır. Kıyamet günü, haşr (derleniş) ve neşrdir (dağılış), yani hesap günüdür. Her sınıfın maksatları ve çabalarının hesab edildiği gündür.
Ariflerin Vech-i Kerim’e (Soylu Yüz) baktıkları, amel sahiplerinin iyiliklerle karşılaştıkları, zalimlerin kahır tecellilerinde kaldıkları gündür.
O günde, bu dünyada kullandığımız küçük tasarruflar kaldırılır. O günde tam izin, Makam-ı Mahmud’un sahibi, “Elbette Rabbim sana ihsan edecek, sen de hoşnut olacaksın” fermanının1 mazharı, Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın zatından başkasına verilmemiştir.
Şimdi, ruhun bağımsızlığını ve sevinçlerini ilan eden, önce ibadet, sonra yardım istemeye işaret eden ayetler geliyor.
İyyake nabüdü ve iyyake nestaiyn.
“Ya Rabbbbbi! Her konuda yardımı Senden dilenir ve Senden aldığımız varlıkla, ancak Sana ibadet ederiz. İbadetimiz, bizim varlığımızla değildir. Güç ve kuvvet Senindir. Sen yardım ettin de Sana kulluk ettik. Biz Senin lütfuna bakıyoruz, kendi amellerimize bakmıyoruz. Ne amellerimize bakıyoruz, ne de ödül taleb ediyoruz; ancak Sana kulluk ediyoruz. Çok çok ihsan etmeni istiyoruz. Bütün garezlerden, ilgi ve ilişkilerden soyunduk. Bu halimizde bize yardım et. Bu halimizin devamını yalvarıyoruz. Emrin ile kulluk ediyoruz, lütfunla yardım dileniyoruz. Bütün varlıklar geçici, sen kalıcısın (baki).”
Allah’a kulluk dört türlü olur:
1. Arzu (rağbet) ile,
2. Korku (rehbet) ile,
3. Utanç (haya) ile,
4. Sevgi (muhabbet) ile.
İbadetin en güzeli, sevgi ile olanıdır. İşte tevhid, bu ayetin işlemesiyle olur. Resullük huzuruna tam bağlanmadıkça, yardım dileme olmaz.
İhdinas sıratel müstakiym.
“Ya Rabbi! Bizi yardımlarınla bizzat doğru yola eriştir. Senin muradın ne ise, ona hidayet et. Tevhid zirvene giden yolu hediye etmeni dileniriz.”
Sıratelleziyne en’amte aleyhim, ğayril mağdubi aleyhim veleddaliyn.
“O yol, peygamberlerin, şehidlerin, sıddıkların ve kamillerin yoludur. Gerçeklerin keşfedildiği yoldur, marifet, güzel edeb menzilidir. Onlara ihsan etmişsin. Gazabına hak kazananlardan, sapkınlıkta kalanlardan, Rabb’lık lütuflarını unutanlardan, gerçekleştirmeyi (tahkiki) bırakıp şekilde (taklitte) kalanlardan, kulluk kapısından kovulanlardan, mekr (hile, aldatma) ve istidraca (hak edilmemiş ilerleme, sahte keramet) mazhar olanlardan olmamayı yalvarırız.”
(Bu yalvarmamızı kabul et, Ya Rabbi!)
İnnallahe ve melaiketehu yusallune alennebiy, ya eyyühel leziyne amenu, sallu aleyhi ve sellimu tesliyma. (Ahzab Suresi, 33: 56)
Allahu Teala ve Melekler, Makam-ı Mahmud ve şefaat makamıyla yüceltilmiş olan Nebiyyi Ekrem Hazreti Muhammed Aleyhisselam’a salat ve selam ederler. Rahmet ve kerametin her türlüsü ile, Ahmedi erdemini yücelterek, saygı ile överler.
Ey inananlar ve geleceğin, inananların olduğuna inananlar! Gayeleri Hak olanlar! Hakk’ın “mümin” ismine mazhar olanlar! Siz de O’na, o Ulu Peygamber’e salat ve selam edin, onu güzel zikir ile anın.
Gerek melek, gerek insan, ona salat ve selamda bulunmakla yükselir. Ey talib! Muhammedi Zat o kadar nazik bir manadır ki, Cenab-ı Hak, Habibi’ne (sevgilisine) yapılacak salavatı kendisine havale ettiriyor da: Allahümme salli alâ Muhammedin buyuruluyor.
Bir dini emirde de:
“Kim benim Resulü Ekremime bir salavat getirirse, ben o kimseye on salavat getiririm,” diye ferman ediliyor.
Söz olarak salat ve selam: Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, anlam ve gerçeği itibariyle de, Resulü Zişan’a sevgiyle tabi olmak, izinden yürümek, bu kötülük dünyasında ayak kayacak yerlere çakılmış olan semavi işaretlere, gören bir gözle bakarak, sayılı nefesini haksız tüketmemektir.
Bu nedenle dualarımızın da hakkımızda hayırlı olarak kabul edilmesi için, duadan önce salavat ile başlamak ve sonunu salavat ile bitirmek lazımdır.
Sübhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun, ve selamün alel mürseliyn, velhamdü lillahi Rabbil Alemiyn. (Saffat, 37: 180-182)
(İmam-ı Ali Keremallahu Zatehu Hazretleri, “Her kim ahirette Cenab-ı Hak’tan özel bir ikram isterse, bu üç ayeti her meclisin sonunda okusun,” buyurmuşlardır.)
Ey resullerin en mükemmeli! Müşriklerin (Allah’a ortak koşanların) şirklerine, yalanlarına göğsün daralmasın, asla önem verme. (Hak kuvvette değil, kuvvet Hak’tadır. La havle ve la kuvvete illa billah: Allah’tan gelen dışında güç ve kuvvet yoktur.) Her emrine galip, kudret ve kuvvet sahibi olan Rabbin, müşriklerin O’nu, şan ve azametine layık olmayan sıfatlarla vasıflandırmalarından münezzehtir.
Nebiler ve mürsellere, veliler ve sıddıklara, iman ehline, irfan ehline selam olsun.
Gerek hal (oluş), gerekse kal (söz) olarak hamd ü sena, alemlerin Rabbi olan Allahu Teala’ya olsun.
Ey Allah’ın Resulü! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın sevgilisi! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın dostu! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın Peygamberi! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın saf kıldığı! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın hayırlı yarattığı! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah arşının ışığı! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah vahyinin emini! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Allah’ın, birlik zatını Cenab-ı Ahmediyyete fethederek süslediği, şereflerin tümüyle şereflendirdiği; sureti Hak, siyreti Rahman Habib-i Kibriya! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey Hakk’ın seçkinlik kanunu ile yücelttiği, Sübhani saygısına mazhar kıldığı Resuller Şahı! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey öncenin ve sonranın bütün ilimleri ile teçhiz edilen Resuller Sultanı, hayır ve şerri gösteren, bütün salavatların üzerine olduğu! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey peygamberlerin seyyidi (önderi)! Ve ey takva sahiplerinin imamı! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Ey alemlere rahmet olan! Ey nebilerin sonuncusu! Ey günahkarların şefaatçisi! Ey en alçağı en yüksek yapmak hakkını alan En Şanlı Resul, Alemlerin Rabbinin Resulü! Salat ü selam senin üzerine olsun.
Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, Arş’ı taşıyan meleklerin, bütün halkın selamları, salavatı, hürmetleri, yüceltmeleri, güzellikleri, bizim Efendimiz Muhammed Mustafa Hazretleri ile, onun ailesi ve ashabının üzerindedir.
Allahım!
Salat ü selam, tam, halis kulun olan Habibin ve Resulün, Nebiyyi Ekrem’in, her şeyin kaynağı olan Muhammed’in (Allahın Selamı Üzerine Olsun) üzerine olsun.
Ya İlahi!
Efendimize, başımızın tacı, özümüzün nuru, gönlümüzün sevinci olan En Şanlı Resulümüze, O, zatından zatına tecelli ettiğinde beliren, Hak aynası bulunan ışıklar ışığına, en yüksek makamın sahibine, her güzelliğin aslına, açık ve anlaşılır bir dile sahip kıldığın Resulü Ekrem’ine salat ü selam olsun.
Allahım!
Ebedi, sürekli lütuf ve ihsanın, hayır ve bereketin, selamın, lütuf ve sayı açısından temiz olan şeylerin:
İnsan yaratılışının en şereflisi, iman hakikatlerinin toplamı, ihsan tecellilerinin Tur dağı, Rahman sırlarının iniş yeri, Mirac’daki gece uçuşunun2 misafiri, “kendi keyfine göre konuşmayan,”3 Birlik (Ahadiyet) sarayının sırlarına mahrem olan, yaratıkların en üstünü, Hamd Sancağı’nın sahibi, nebilerin imamı (öncüsü), yüksek ululuk dizginlerinin sahibi, ezel sırlarının şahidi, asli sevap nurlarının müşahidi, kıdem (önce olma) dilinin has tercümanı, ilmin, yumuşaklığın ve hikmetlerin kaynağı, hem cüz’i (parça), hem külli (bütün) kerem (cömertlik) sırlarının mazharı, Kainat’ın Nefs-i Natıka’sının kalbi, yüce ve alçak vücudların aslının insanı, iki cihan cesedinin ruhu, dünya ve ahiret hayatının özü, rütbelerin en üstünü olan kulluk (ubudiyet) rütbesiyle rütbeli, ilahi ahlakla ahlaklanmış, Halil-i Azam, Habib-i Ekrem, Seyyidimiz Muhammed ibni Abdullah ibni Abdülmuttalib Hazretleri’nin üzerine olsun.
Ve diğer peygamber ve habercilerinin, Sana yakın olan meleklerin, göklerdeki ve yerdeki ehlinden salih kullarının üzerine olsun.
Seni zikredenlerin zikri, zikrinden gafil olanların da gafleti devam ettiği müddetçe salat ü selamın, onların üzerine olsun.
İlahi! Selam, Senin Peygamberinin bütün dostlarının üzerine olsun.
amin;
alinti:

Reklamlar

3 thoughts on “Çünkü Şeytan, ancak arifin kalbinden korkar.

  1. çok qüzel yasmışınız allah razı olssun
    allah hep yanımızda olsun

  2. Tevhidin zirvesini erişip asgari ücrete çalışanlardan olmayalım.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s