'Uncategorized' kategorisi için arşiv

GAVS IMIZA KADAR ULAŞAN MÜJDE…

photo_162.jpgĞavsi Hizani (k.s.) vefat ederken halifesi Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) cagirdi ve ona bir vasiyette bulundu dedi ki:

Ben gidiyorum Ahmet Berive isminde birine rastlarsan benden selam soyle bize dua etsin buyurdu.

 Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) hayatı boyunca Şeyhinin bu vasiyetini yerine getirmek icin gözünü açtı fakat Berive isimli bir zatı bulamadı.

O da vefat ederken halifesi Şeyh Fethullah (k.s.) yı yanına cagırdı bu emanetı ona devretti.nstargul_34.gif

Dedi ki: Şeyhimin bana bir vasiyeti vardi ben onu yerine getiremedim o vasiyeti sana devrediyorum Ahmet Berive isimli bir zatı gorursen ona soyle Seyhımın ve benım selamımı soyle bizlere dua etsın dedı.

Şeyh Fethullah (k.s.) bu emaneti yerine getirmek icin ugrasti ama oyle bir zata o da rastlayamadı.O da vefat ederken halifesi Şeyhinin oğlu,Şeyh Muhammed Diyaüddin (k.s.) a aynı emaneti devretti.

Dedi ki: Ğavsin selami var,Seyda Tahi’nin selamı var,Seyh Fetullah olarak benımde selamım var,Ahmet Berive’yi bulursan bu selamları ona ilet ve bizlere dua etmesini talep et dedi.

Bir gun atının ustunde giderken,karsıdan gelen iki tane genc gordu.Genclere selam verdi onlarda selamı aldı,tanısalım dedıler.

Genclerin birsi adını soyledi,sıra dıgerıne gelınce bende Ahmet Beriveyim dedi.menzil-koy.jpg

Hazret atından indi seni arıyoruz genc dedi.

Dedi Ey genc, Ğavsı Hizani’nin selamı var,Seyda Tahi’nin sana selamı var,Şeyhim Fethullah’ın sana selamı var.

Onlar senden dua istiyor ama onların yanında bana da dua et dedi.

Genc o dediğin zatlar kim ben kim,onlara dua etmek ben kim dedi.

nstargul_34.gifSen orasını karıstırma selamları al ve dua et.

Genc Veaykumselam dedı ve ellerini actı emri yerini getirdi.

Ondan sonra hazret tut elimi dedi Yarabbi! Ben pişmanın… diye Sadat-ı Nakşibendiyye’nin tevbesini verdi onu kendine mürit kabul etti.Terbiyesine aldı ve yetiştirdi.Ve daha sonra Hazretin halifesi olarak Sadatin nisbetini Hazne şehrine götürdü ve irsada orda devam etti.

Gün geldi Ğavsı Bilvanisi Abdülhakım el-huseyni Sadatın dergahında terbiyesini tamamladı irşadını,seyrü sülükünü tamamlamak üzere rüyadaki bir işaretle onun (Şahı Hazne’nin) kapısına gitti.

Çalıştı gayret etti,yıllarca sefer (Turkıye’den İran’a) etti neticede Ğavsı Bilvanisi bu gorevi aldı tekrar bu şuheda vatana Türkiye ye getirdi.

Ğavsı Bilvanisi ile birlikte o seferleri yapan bir Seyyid,daha sonra Şahı Haznenin huzruna vardiğinda Şahı Hazne “Şeyh Abdülhakim ne yapıyor?” diye sordu Seyyid halini anlattı.
Şahı Hazne bana Abdülhakım’ın cocuklarından haber ver dedi. O ailenin ve Ğavsı Bilvanisi’nin yakını olan

nstargul_gr14.png

Seyyid: Şeyh Abdülhakim’in üç oğlu var,
birinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed dedi,Şahı Hazne: Şeyh olur buyurdu
Seyyid : İkinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed Raşid dedi, Şahı Hazne:

Onun cok buyuk cemaatı olur buyurdu.Seyyid: üçüncü oğlunun ismi Seyydi Abdülbaki dedi,Şahı Hazne:

Alem onun zamanında irşadı bir gorsun dedi…Sadatlar Ahmet Berive’ye selam soylemıs o da Şeyh Abdülhakim el-huseynın üçünçü oğlunu işaret etmiş ondan haber vermiş.Alem onun zamanında irşadı gorsun diye daha cocuklugunda (Ğavs-ı Sani Seyyid Abdülbaki’nin) haber vermiş.

nstargul_57.gifŞeyh Abdülhakim el-huseyni, Şahı Hazne’nin müjdelediği bu kucuk Seyyid hasta iken,hastahanede yatarken ziyarete bir sofi geliyor

.Elinde bir çiçek hasta ziyaretine geliyor ve o Sofi anlatıyor “Şeyh Abdülhakim (k.s.), Seyyid Abdülbakinin basında duruyordu Ğavs-ı Sani yatakta yatıyordu.

Ben çiçeklerle girince hosuna gitti ve dedi ki: Sofi sen Seyyid Abdülbaki’yi seviyor musun?
Sofi evet kurban cok seviyorum. Şeyh Abdülhakim dedi ki: Ah keske onun zamanına erişsekte üç gun murridi olsaydık…

nstargul_34.gif
İşte kardeslerim butun Sadat bu mübareği Ğavs-ı Sani (k.s.) yi haber vermiş,bütün Sadat bu müjdeyi vermiş.
Neden vermiş? Ümmeti Muhammed gaflete düşmesin zamanına yetişirse elinden tutsun,eteğine yapışsın,imanını kurtarsın diye.

Hepsi bizim için…

Bu mübarek nasıl ırsad edıyor kı butun sadat bu mubaregı haber vermıs.

Haber verdiki irşadının altıncı senesınde Elhamdülillah sofilerinden suana kadar vefat edipte imanını kurtaramayan hic kimse olmadı buyurdu Ğavs hazretleri.

Bu Ğavs iman kurtarıyor… Bu Ğavs cehennemden kurtarıyor… Allah (c.c.) rahmet ipidir yapısanı kurtarıyor… Bu asırda ımanı kurtarmak kadar kıymetlı bırsey yoktur.

nstargul_79.gifO zat buyurdu ki:şu asırda musluman kimliği tasıyıp vefat edenlerin yüzde 15-20 si imanla kabıre ınıyor.

Ekseriyeti imanını muhafaza edemıyor

.Obur taraftan Sadatın elinden tutan,corbasını ıcen hıc kımsenın ımansız gıtmedgını soyluyor.Bu tamamen bir rahmet tecellisidir.

Bu Allah’ın rahmetidir.

Bu Rasulluha’ın mucızesidir.

Bu ahir zamanın şiddetli,agır,fitnelerin yaygınlastıgı donemde Cenabı Hakkın Ümmeti Muhammede bir rahmetidir,bir rahmet tecellisidir.

Bir meczup zaat var, ona dedim benim Şeyhim artık elden tevbe vermiyor,sarıklarla altmıs-yetmiş kişiye birden tevbe veriyor ne dersin bu işe diye sordum.

Meczup dedi ki: abi o iplerle cehnnemden sizleri cıkarıyor dedi…

 nstargul_34.gif
Kuyuya dusene ip atılır,cehnnem cukuruna dusmekte olan Müslümanlara da bu Sadatlar ip atıyor… Kim tutarsa Allah (c.c.) izniyle kurtulur…

Bir kac hukuk adamı Menzil’e gelmiş Ğavs-ı Sani (k.s.) demiş ki: tevbe etmek şartmıdır,sizin elinizi tutmak şartmıdır? Onsuz olmaz mı ?
Ğavs: şart değil amma siz hukuk admısınız,bir insan mahkemeye düşse,davası olsa o insan tek başına mı davasını görmesi guzeldır yoksa bir avukat tutup avukat marıfetıyle mi kendini savunması daha guzeldır.
Adamlar demiş: Avukatı olsa daha rahat işini gorur.avukat onu daha guzel mudafa eder.
Ğavs: Aynen ahıret işi de böyledir.

Kim o Sadatların elini tutarsa,sekiz sartı yaparsa İlahi noterde bunlara, vekalet vermiş oluyor,İlahi noterde o Sadata vekaletname veriyor.

 nstargul_34.gif

Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karsı yardım vekaletnamesı,kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesı,mahserde hesap verirken şefaat vekaletnamesı,sırattan gecerken yardım vekaletnamesi.

O vekaletnameyle o zaat gelir şeytan kacar,melekler neden geldin dediğinde de Allah (c.c.) onun vekaletı var,Ben kabul ettım ona karısmayın der.

O şekilde gerek son nefeste,gerek kabirde,gerek mahserde,gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler Mümmeti Muhammede yardım ederler.Şart değil amma bu kadar da faydası var ne dersiniz buyurmus.
O hukukcularda insaflı ınsanlarmıs o vekaletnameyı bızde verelim demişler…

Kim bun zatların izinden giderse Allah’ın izniyle Peygamberimziin ve ashabının
 

 nstargul_34.gifBütün ehli sünnet cemaatlar güzeldir,haktır amma gülizar başka….
Yeri gelmişken gülizar meselesine de el atalım “ padişahın gulızar ısmınde bır eşi varmıs. Bir gun gülizar vefat etmıs. Padişah yaslara burunmus.

Annesi gelimiş padişaha oğlum sen neden üzülüyorsun sen padişahsın ıstesen ıstedgın kızı alırsın demıs,ben senın ıcın agaların beylerın kızlarnı getıreyım ıstedıgını sec demıs. Padişah kabul etmıs.

Kızlar gelmıs padısah bakmıs ve annesine donmus

ANNE BUTUN KIZLAR GUZEL AMMA GULIZARIM BASKA demıs…Hakkınızı helal edın Selametle…
(Kasr-ı Arifandan)

_________________

Bilvanis .NeT ten alintidir.

SIBYAN

ALLAH( cc) hepsinden razi olsun.

himmet.gif

Muhtar..

tulipalaleler2ya8.jpg

Gavs hazretleri bir gün bizide yanına alarak, Taruni tarafına irşat için yola çıktı. Gavsımız katıra binmişti. Katırın yularını Sofi Haydar çekiyordu.
Bizde arkadan yürüyorduk. Bir miktar yol almıştık ki o civardaki köylerden birinin muhtarı olan bir kişiyi yolun alt tarafındaki tarladan bize doğru gelirken gördük.
Bizi adap üzeri yürürken gören adam başladı ileri geri konuşmaya. Sözleri hakarete kadar varıyordu. Gavs k.s. sakın cevap vermeyin. Diye emretti.
Adam yanımıza kadar gelince , sofi haydarın yanında yürümeye başladı.
Ama susmuyor, gene aynı sözleri tekrarlıyordu.
Sofi haydar dayanamadı. Gavs’ ın görmediği bir anda, adama bir dirsek vurdu.

Bir feryat koptu.

Adam; birazda abartarak kendisini yere attı.

Gavs k.s. sofi Haydara çok sert baktı ve
tulipalaleler2ya8.jpg
“Size dokunmayın demedimmi” Diye de çıkıştı.

Adamı teskin edip üstünü temizledikten sonra tekrar yola koyulduk.
Gavs k.s. hazretleri bir müddet sonra cebinden çıkardığı tabakasından bir sigara sardı ve adama uzattı.

Adam ben sigara içmiyorum. Dedi. ( Gavsımız sigara sarıp ikram ederdi tiryaki değildi )

Gavs hz. k.s “benim için bir tane iç”. Dedi.

Muhtar sigaradan bir nefes çekti. Durdu………..
tulipalaleler2ya8.jpg
Birden yüksek sesle vallahi sen Gavs’ sın, billahi sen gavs’ sın, sen evliyasın.
diye bağırıp feryat etmeye başladı.

Bu seferde bu şekilde susturamıyorduk
O ahval üzere dereye kadar geldik.

Gavs k.s. katırdan indi.tulipalaleler2ya8.jpg
Biz sırtımız da kendisini suyun karşısına geçirecektik.

Muhtar ; ver şeyhinin hatırına seni ben geçireyim. Dedi.
çok ısrar edip şeyhinin hatırını öne koyunca Gavs dayanamadı ve bizimde muhalefetimize rağmen
muhtarın isteğini kabul etti. Muhtar gavsı sırtına aldı,derenin içinde yürümeye başladı.

Gittikçe derine doğru kayıyordu. Tam ortaya gelince durdu.

Ben yoruldum dedi.

Biz kızgınlıktan kendi kendimizi yiyorduk.

Muhtar, Ya hakkımı verirsin yada seni suya bırakacağım dedi.

Hem gavsın tepkisinden çekindiğimiz, hemde gavsımızın suya düşmesinden korktuğumuz için çaresiz donduk kaldık.

Gavs k.s “ne istiyorsun?” Diye sordu..tulipalaleler2ya8.jpg

Muhtarda mahşerde beni yalnız bırakmayacağına söz ver dedi.

Gavs k.s. “seni şah’ı hazneye havale ettim.” Dedi. (şah’ı hazne gavs’ın mürşidi idi )

Muhtar vallahi ben onu tanımıyorum, seni tanıyorum ve senden istiyorum. Dedi.

Gavs k.s.tulipalaleler2ya8.jpg bir müddet alnını tutup durdu. Sonra başını kaldırıp tamam.

“İnşaallah bize izin verilirse bizde sizi unutmayız” buyurdu.

karşıya geçtilerde bizde rahatladık.

Taruni de adam tövbe aldı. Adapları yaptı.
Gavs hazretleri k.s. o seferde kırk gün köyleri dolaştı.
O muhtar kırk gün onu yalnız bırakmadı. Oysa biz beş on gün ancak kalabilmiştik
O muhtar sadık bir sofi olarak yaşadı ve bu kapının mensubu olarak öldü.

Allah rahmet etsin.
_________________
Nasihatler com dan alintidir.

Huzurmu istiyorsun,O zaman Tikla….

Bir Gül sevdim..

0503090126551fordarrenas1.jpg

Bir gül sevdim..

Bir Seni sevdim..

Senin sevdigin herseyi sevdim

Bu kitmiri kapina kabul edermisin

Ya RESULALLAH….

yakaza…

ÇANAKKALE’DE RAKAMLARIN KANLI DİLİ…

Çanakkale Harbi, fiilen 3 Kasım 1914 tarihinde başlayıp 9 Ocak 1916 tarihinde İtilaf Devletleri’nin çekilmesiyle sona erdi.

Çarpışmalar toplam 8,5 ay boyunca devam etti.
5 Kasım 1914 yılında Boğazın girişindeki tabyaları imha etmek için yapılan saldırıya iki adet denizaltıyla birlikte 28 adet irili ufaklı gemi 68 topla katıldı.

17 dakika süren bu saldırıda bir top mermisi Seddülbahir Kalesi’ndeki cephaneliğe düşerken 5 subay ile 83 er şehit oldu.

Bunlara “ilk şehit” denmektedir.

18 Mart 1915 günü İtilaf Devletleri’nin toplam irili ufaklı 231 adet gemis ve 1155 top ile hazır bulunuyordu.18 büyük zırhlıdaki top sayısı 712 idi.Bu toplardan 279’u 18 Mart Savaşı’na katılarak 7 saatlik bombardımanda bulunmuşlardı.Türkler’in boğazda toplam 13 tabyası, 230 adet topu var iken, bu toplardan ancak 822’si kullanılabildiği gibi, bunların da 44’ü hasar gördü ve 8 top ta kullanılamaz hale geldi.

Müstahkem Mevkii Komutanlığı tarafından boğaza dik olarak 11 mayın hattı döşendi.Bu hatlardaki toplam mayın sayısı 403’tür.Donanma bu mayın hatlarına kadar gelemedi, ancak ilk hattan 8 kadar mayın sökebildi.Geri kalan 395 mayın döküldükleri yerde durmaktaydı.

8 Mart 1915 gecesi Nusret Mayın gemisi de elde kalan son 26 mayını bu kez kıyıya paralelel olarak 80 kilo ağırlığında, poyraz-lodos istikametinde iki sıra halinde ve 4,5 metre derinliğe döşedi.İlk mayın hattı Selanik adlı gemi tarafından 4 Ağustos 1914’te 22 adet olarak döküldü.Ayrıca diğer mayın hatlarının dördünü 159 mayınla Nusret, dördünü 114 mayınla İntibah, ikisini 48 mayınla Selanik, birini de 37 mayınla Samsun gemileri döşediler.

215 OKKALIK TOP

Rumeli Mecidiyesi’nde görev yapmakta olan 3.Top numara eri Seyit, bir bombardıman sonrasında 14 şehit, 24 yaralıveren tabyasında, kısa bir süre baygınlık geçirdikten sonra kendine gelip, 215 okkalık top mermisini (275 kg, 600 gr) 6 basamaklı bir merdivenden çıkararak namluya sürdü ve Ocean zırhlısını vurdu.

15 Mart 1915 günü, boğaza giren 40 kadar gemiden 3’ü batırıldı, sekizi de ağır hasar aldı.İngiliz+Fransızlar’ın kaybı 800, Türkler’in; Türk+Alman kaybı ise 90 kişidir.O gün Türk tabyalarına atılan yaklaşık 6.000 top mermisine karşı bu kayıp çok azdır.200 yıl boyunca hiç yenilmeyen İngiliz Donanması, ilk defa 18 Mart’ta mağlubiyet acısını tattı.Yine o gün Türk askerlerinin etrafına toplam 1.500 kilo top mermisi düşmüştür.
İtilaf Kuvvetleri donanmasına ait denizaltılar boğazı tam 27 kez geçti.

Daha çok Karadeniz girişini kontrol eden ve Almanlar’dan satın aldığını açıkladığımız Yavuz ve Midilli, Çanakkale Savaşı boyunca Çanakkale Boğazı’na gelmediler.
İstanbul’dan Uzunköprü’ye kadar gelen askerler buradan Gelibolu ve dolayısıyla cepheye dek yürüdüler.Bu uzun yürüyüş 8 gün sürdü.Bu gün bu mesafe otobüsle 4-5 saatte alınmaktadır.

MEZUNSUZ OKULLAR

Kara Savaşı ise 25 Nisan 1915’te başladı.İtilaf Devletleri toplam sekiz yere birden çıkarma yaptılar.Asıl çıkarma yerleri üç olup diğerleri gösteriş çıkarmasıdır.Çıkarmanın ilk başlarında Gelibolu Yarımadası’nın neredeyse tamamını 9.Tümen Komutanı Halil Sami Bey’in birlikleri savundu

.Bu alan 35 kilometre uzunluğunda olup 200 km’lik bir yer kaplamaktadır.Karaya çıkmak için gemilerde bekleşen İtilaf askerlerinin sayısı ise 15.000’dir.(Toplam asker sayısı ise 75.000’dir).

Sadece Seddülbahir’deki Ertuğrul Koyu’na 2.500 asker çıkarılmak istenir.(Bu askerlerin 2.000.i eski bir kömür gemisi olan River Clyde’nin içindedir).
Ertuğrul Koyu’nu savunmakta olan Ezineli Yahya Çavuş, 63 arkadaşı ile 3.000 kadar düşman askerine tam 12 saat boyunca karşı koydu.
Gece yarısı Harapkale’deki bölüğüne çekildiği vakit sadece üç kişi kaldılar.

Yine Ertuğrul Koyu’na düşman toplam 4.650 top mermisi attı.
( Bu sayı, Türkler’in 18 Mart’ta attığı toplam top mermisinin iki katıdır)

Kanlısırt’a üç saat boyunca yapılan bombardımanda ise 17.000 top mermisi düştü.Kara savaşları sırasında karşılıklı hücumlar yapılırken, on milyonda bir ihtimal olan mermilerin havada çarpışması vuku buldu.

Yine kara savaşlarının en şiddetli anında yere düşen mermi sayısı 1.500 adet olup metrekareye ise 6.000 mermi düşmektedir.

19 Mayıs saldırılarında 10.000 kayıp (3.000 şehit, 6.000 yaralı) olmasına karşın Anzaklar’da ise 160 ölü, 468 yaralı vardı.Anzakların o saldırıda makinalı tüfeklerle attığı mermi sayısı 948.000’dir.

2.Tümenin bazı alaylarının yer aldığı cephe uzunluğu 600 m olup her 15 cm’ye bir asker düşmektedir.Her bir askerimize 95 adet mermi isabet etmektedir.

Bu saldırıda İstanbul Tıp Fakültesi öğrencileri (100 öğrenci) ile İstanbul Lisesi (50 öğrenci) öğrencileri de katıldı ve 3 saat içinde şehit oldular.Yaralara merhem sürecek, dertlere derman olacak doktor ve doktor adayları vatanın bu onulmaz yarasına canlarıyla merhem, vatanın büyük dedine yine canlarıyla derman oldular.

Bu sebeple İstanbul Tıp Fakültesi 6 yıl sonra 1921’de hiç mezun veremedi

.O zamanın 1895 doğumlu aydınları ile okumuş ve nitelikli insanımız Çanakkale’de toprak oldular.
Çanakkale Harbi, bir muharebeler silsilesidir.

18 Mart’ta Çanakkale Deniz Zaferi,
25-27 Nisan’da Arıburnu’nde, Seddülbahir’de, Kumkale’de, Beşige’de çıkarmalar başarıyla durduruldu.

Ayrıca 1.Kirte (28 Nisan), 2.Kirte (6-8 Mayıs), 3.Kirte (4-6 Haziran), 1.Kerevizdere (21-22 Haziran), Zığındere (28 Haziran), 2.Kerevizdere (12 Temmuz), 1.Anafartalar (9 Ağustos), 2.Anafartalar (21 Ağustos) muharebeleri zaferle sonuçlandı.

Toplam onüçe yakın muharebe başarı ile yapıldı.
Karşılıklı siperlerin en yakın mesafesi 5-10m’dir.Türk ordusunun düşmandan 4-5 kat daha fazla taarruz yaptığı büyük taarruzlarda ortalama 5-10.000 askerimiz şehit oldu.

İtilaf Devletler, Kara Savaşları için 84 gemi, 75.056 asker, 22.771 hayvan, 3.081 araba ayırmışlardı.

Toplam 8.5 ay boyunca top ve tüfek ustaları 70 adet top, 80.000 adet tüfek tamir ettiler.Bu saylara diğer tamirler dahil değildir.
İngilizler’in uçak sayısı 55-60 iken Türkler’in ise 22’dir.Bozcaada ve Seddülbahir’de birer uçak pisti inşa edildi.İngilizler bu savaşta üç adet balon gemisi, bir uçak gemisi (Arc Royal) kullandılar.Dünyada ilk defa modern (Kara+deniz+hava+denizaltı) savaş yapıldı.

İtililaf Devletleri, Gelibolu’dan çekilirken 40.000 ile 20.000 arasından asker kaybı düşünmelerine rağmen bir kişi bile kayıp vermediler.Ancak çekilme esnasında 9.000 at, katır, eşek; 2.000 taşıt arabası, 200 ağır top alınmış, Gelibolu yarımadası’nı 8-9 Ocak 1916 günü tamamen boşaltmışlardır.

RAKAMLARIN DİLİ

Yaklaşık bir sene süren Çanakkale Savaşı’nda her iki tarafın kaybı 500.000’dir.Türkler’in o gün için toplam 700.000 askeri bulunuyordu. 259 günü karada geçen bu savaşa, toplam 21 Türk Tümeni katıldı.

İngiltere’den bu savaşa 469.000 asker katıldı.Bunlardan 328.000’ni bizat cephede savaştı ve 141.000’ni ise savaşan askerlere destek verdi.
İtilaf Devletleri’nin kaybı
252.000
İngilizler’in kaybı (Sömürge askerleri de dahil)
205.000
Fransızlar’ın kaybı
47.000
Toplam
252.000

Türk tarafın kaybı ise 251.309’dur.Bizzat cephede şehit olanların sayısı değildir.Toplam zayiat dendiğinde; yaralı, kayıp, esir, hava değişimine gönderilen, hastalıktan ölen, hastaneye giden anlaşılmalıdır.
Buna göre:
Bizzat cephede şehit olanların sayısı

55.000
Yaralı
100.000
Kayıp
10.000
Hastalıktan ölen
21.000
Hastalıktan geriye gönderilen
64.000
Toplam
251.000

Çanakkale Savaşı’nda en çok şehit veren illerin sıralaması ise şöyledir;

1.
Bursa
3274

2.
Balıkesir
3003

3.
Konya
2683

4.
Kastamonu
2527

5.
Denizli
2258

6.
Ankara
1926

7.
İstanbul
1908

8.
Çanakkale
1876

Ayrıca en fazla şehit veren köy; Kastamonu’nun Güzlük Köyü olup, bu kahraman köyümüzden 25 kişi şehit düşmüştür.
Türkler’in zaferiyle sonuçlanmasından dolayı savaş iki sene daha uzayarak, Rusya’nın 300 yıllık Boğazlar’a ve sıcak denizlere inme rüyası böylece yine gerçekleşmedi.

SANCAĞI SELAMLAMADAN GEÇMEYİN

Çanakkale Savaşları’nda görev yapan Alman asker sayısı 500’dür.
Almalar’ın 13 denizaltısı vardı .
Dördü Karadenizde batırıldı, biriyi karaya oturdu, biri de Bulgaristan’a verildi.

İngilizler’in ise 13 denizaltısı vardı; 8’i batırıldı, 5’i görev yaptı.

Marmara’da Türkler’in 8 savaş gemisini batırdılar, 200’den fazla yelkenli mavnayı tahrip ettiler.
Yarbay Mustafa Kemal’in komutanı olduğu 19.Tümenin 57.Alayı, savaşta erinden subayına dek tamamı şehit olan alayımızdır.(Bir alay :810 kişi, 3 tabur). Bu alayımızın sancağını düşman alamadı.
Söz konusu sancak Avustralya Savaş Müzesi’nde sergilenmekte olup, altında şunlar yazılıdır:
“Bu alay sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiş ama esir edilememiştir.Çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre sancak, alayın son eri ölmeden teslim edilemez.Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında şehit olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur.
Kahramanlık timsali olarak karşımızda duran bu Türk alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz”

İtilaf Devletleri dünyanın her yerinden asker topladılar.
Bunlar arasında 600 kadar gönüllüden oluşan Yahudi Birliği (Siyon Katırcı Alayı) de bulunmaktadır.

Onların bu ufak yardımı günümüzdeki İsrail Devleti’nin kurulmasını kolaylaştırmıştır.

Ayrıca 300 kadar Yunanlı asker de savaş sırasında Saroz Körfezi Karaçalı mevkiine çıkarıldı, ama korkaklıklarından dolayı hemen geri alındılar.
Rakamlara bakıldığında Çanakkale Harbi’nin ne kadar şiddetli ve kanlı geçtiği görülmektedir.Bu özelliği ile dünyadaki eşsiz savaşlardan biridir.Ancak bir özellik daha vardır ki; bu özellik zaferi getirmiştir.O da Mehmetçiğin imanı ve vatan severliğidir.Zira dünyada hiç bir asker komutanlarından ölme emri aldıklarında, bu emri onbinlerce şehit ile yerine getiremezdi.
Hülasa; Çanakkale Harbi, Türk’ün Anka kuşu gibi Balkan Savaşı’ndaki küllerinden doğduğu bir harptir.

İsmail BİLGİN

Sonraki Sayfa »


Yazarlar

Gelen Misafirlerim

  • 205,197 hits

Zamana Direnenmezsin

Ağustos 2008
M T W T F S S
« Jul    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031