Allah (c.c) sabrın ehemmiyetini Kur’an-ı Kerîm’in muhtelif âyetlerinde zikretmiştir ve sabrı emretmiştir.
Sabır ehlini vasfederek:
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ امَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاخِرِ وَالْمَلٰئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّنَ وَاتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّائِل۪ينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِر۪ينَ فِى الْبَاْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ وَح۪ينَ الْبَاْسِ اُولٰئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.
Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir.
Söz verdiği zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder.
İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır.
Müttakîler ancak onlardır!” (Bakara Suresi, Âyet 177) buyurdu.
Hidâyete nâil olan mürşitlerin yüksek makamlara sabırla ulaştıkları şöyle beyan buyurulur:
Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik
Sabredenlere mükâfatın hesapsız verileceği şöyle haber veriliyor:
قُلْ يَا عِبَادِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا رَبَّكُمْ لِلَّذ۪ينَ اَحْسَنُوا ف۪ى هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةٌ وَاَرْضُ اللّٰهِ وَاسِعَةٌ اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ“
(Rasûlüm!) Söyle: Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir