ÇANAKKALE’DE RAKAMLARIN KANLI DİLİ…


Çanakkale Harbi, fiilen 3 Kasım 1914 tarihinde başlayıp 9 Ocak 1916 tarihinde İtilaf Devletleri’nin çekilmesiyle sona erdi.

Çarpışmalar toplam 8,5 ay boyunca devam etti.
5 Kasım 1914 yılında Boğazın girişindeki tabyaları imha etmek için yapılan saldırıya iki adet denizaltıyla birlikte 28 adet irili ufaklı gemi 68 topla katıldı.

17 dakika süren bu saldırıda bir top mermisi Seddülbahir Kalesi’ndeki cephaneliğe düşerken 5 subay ile 83 er şehit oldu.

Bunlara “ilk şehit” denmektedir.

18 Mart 1915 günü İtilaf Devletleri’nin toplam irili ufaklı 231 adet gemis ve 1155 top ile hazır bulunuyordu.18 büyük zırhlıdaki top sayısı 712 idi.Bu toplardan 279’u 18 Mart Savaşı’na katılarak 7 saatlik bombardımanda bulunmuşlardı.Türkler’in boğazda toplam 13 tabyası, 230 adet topu var iken, bu toplardan ancak 822’si kullanılabildiği gibi, bunların da 44’ü hasar gördü ve 8 top ta kullanılamaz hale geldi.

Müstahkem Mevkii Komutanlığı tarafından boğaza dik olarak 11 mayın hattı döşendi.Bu hatlardaki toplam mayın sayısı 403’tür.Donanma bu mayın hatlarına kadar gelemedi, ancak ilk hattan 8 kadar mayın sökebildi.Geri kalan 395 mayın döküldükleri yerde durmaktaydı.

8 Mart 1915 gecesi Nusret Mayın gemisi de elde kalan son 26 mayını bu kez kıyıya paralelel olarak 80 kilo ağırlığında, poyraz-lodos istikametinde iki sıra halinde ve 4,5 metre derinliğe döşedi.İlk mayın hattı Selanik adlı gemi tarafından 4 Ağustos 1914’te 22 adet olarak döküldü.Ayrıca diğer mayın hatlarının dördünü 159 mayınla Nusret, dördünü 114 mayınla İntibah, ikisini 48 mayınla Selanik, birini de 37 mayınla Samsun gemileri döşediler.

215 OKKALIK TOP

Rumeli Mecidiyesi’nde görev yapmakta olan 3.Top numara eri Seyit, bir bombardıman sonrasında 14 şehit, 24 yaralıveren tabyasında, kısa bir süre baygınlık geçirdikten sonra kendine gelip, 215 okkalık top mermisini (275 kg, 600 gr) 6 basamaklı bir merdivenden çıkararak namluya sürdü ve Ocean zırhlısını vurdu.

15 Mart 1915 günü, boğaza giren 40 kadar gemiden 3’ü batırıldı, sekizi de ağır hasar aldı.İngiliz+Fransızlar’ın kaybı 800, Türkler’in; Türk+Alman kaybı ise 90 kişidir.O gün Türk tabyalarına atılan yaklaşık 6.000 top mermisine karşı bu kayıp çok azdır.200 yıl boyunca hiç yenilmeyen İngiliz Donanması, ilk defa 18 Mart’ta mağlubiyet acısını tattı.Yine o gün Türk askerlerinin etrafına toplam 1.500 kilo top mermisi düşmüştür.
İtilaf Kuvvetleri donanmasına ait denizaltılar boğazı tam 27 kez geçti.

Daha çok Karadeniz girişini kontrol eden ve Almanlar’dan satın aldığını açıkladığımız Yavuz ve Midilli, Çanakkale Savaşı boyunca Çanakkale Boğazı’na gelmediler.
İstanbul’dan Uzunköprü’ye kadar gelen askerler buradan Gelibolu ve dolayısıyla cepheye dek yürüdüler.Bu uzun yürüyüş 8 gün sürdü.Bu gün bu mesafe otobüsle 4-5 saatte alınmaktadır.

MEZUNSUZ OKULLAR

Kara Savaşı ise 25 Nisan 1915’te başladı.İtilaf Devletleri toplam sekiz yere birden çıkarma yaptılar.Asıl çıkarma yerleri üç olup diğerleri gösteriş çıkarmasıdır.Çıkarmanın ilk başlarında Gelibolu Yarımadası’nın neredeyse tamamını 9.Tümen Komutanı Halil Sami Bey’in birlikleri savundu

.Bu alan 35 kilometre uzunluğunda olup 200 km’lik bir yer kaplamaktadır.Karaya çıkmak için gemilerde bekleşen İtilaf askerlerinin sayısı ise 15.000’dir.(Toplam asker sayısı ise 75.000’dir).

Sadece Seddülbahir’deki Ertuğrul Koyu’na 2.500 asker çıkarılmak istenir.(Bu askerlerin 2.000.i eski bir kömür gemisi olan River Clyde’nin içindedir).
Ertuğrul Koyu’nu savunmakta olan Ezineli Yahya Çavuş, 63 arkadaşı ile 3.000 kadar düşman askerine tam 12 saat boyunca karşı koydu.
Gece yarısı Harapkale’deki bölüğüne çekildiği vakit sadece üç kişi kaldılar.

Yine Ertuğrul Koyu’na düşman toplam 4.650 top mermisi attı.
( Bu sayı, Türkler’in 18 Mart’ta attığı toplam top mermisinin iki katıdır)

Kanlısırt’a üç saat boyunca yapılan bombardımanda ise 17.000 top mermisi düştü.Kara savaşları sırasında karşılıklı hücumlar yapılırken, on milyonda bir ihtimal olan mermilerin havada çarpışması vuku buldu.

Yine kara savaşlarının en şiddetli anında yere düşen mermi sayısı 1.500 adet olup metrekareye ise 6.000 mermi düşmektedir.

19 Mayıs saldırılarında 10.000 kayıp (3.000 şehit, 6.000 yaralı) olmasına karşın Anzaklar’da ise 160 ölü, 468 yaralı vardı.Anzakların o saldırıda makinalı tüfeklerle attığı mermi sayısı 948.000’dir.

2.Tümenin bazı alaylarının yer aldığı cephe uzunluğu 600 m olup her 15 cm’ye bir asker düşmektedir.Her bir askerimize 95 adet mermi isabet etmektedir.

Bu saldırıda İstanbul Tıp Fakültesi öğrencileri (100 öğrenci) ile İstanbul Lisesi (50 öğrenci) öğrencileri de katıldı ve 3 saat içinde şehit oldular.Yaralara merhem sürecek, dertlere derman olacak doktor ve doktor adayları vatanın bu onulmaz yarasına canlarıyla merhem, vatanın büyük dedine yine canlarıyla derman oldular.

Bu sebeple İstanbul Tıp Fakültesi 6 yıl sonra 1921’de hiç mezun veremedi

.O zamanın 1895 doğumlu aydınları ile okumuş ve nitelikli insanımız Çanakkale’de toprak oldular.
Çanakkale Harbi, bir muharebeler silsilesidir.

18 Mart’ta Çanakkale Deniz Zaferi,
25-27 Nisan’da Arıburnu’nde, Seddülbahir’de, Kumkale’de, Beşige’de çıkarmalar başarıyla durduruldu.

Ayrıca 1.Kirte (28 Nisan), 2.Kirte (6-8 Mayıs), 3.Kirte (4-6 Haziran), 1.Kerevizdere (21-22 Haziran), Zığındere (28 Haziran), 2.Kerevizdere (12 Temmuz), 1.Anafartalar (9 Ağustos), 2.Anafartalar (21 Ağustos) muharebeleri zaferle sonuçlandı.

Toplam onüçe yakın muharebe başarı ile yapıldı.
Karşılıklı siperlerin en yakın mesafesi 5-10m’dir.Türk ordusunun düşmandan 4-5 kat daha fazla taarruz yaptığı büyük taarruzlarda ortalama 5-10.000 askerimiz şehit oldu.

İtilaf Devletler, Kara Savaşları için 84 gemi, 75.056 asker, 22.771 hayvan, 3.081 araba ayırmışlardı.

Toplam 8.5 ay boyunca top ve tüfek ustaları 70 adet top, 80.000 adet tüfek tamir ettiler.Bu saylara diğer tamirler dahil değildir.
İngilizler’in uçak sayısı 55-60 iken Türkler’in ise 22’dir.Bozcaada ve Seddülbahir’de birer uçak pisti inşa edildi.İngilizler bu savaşta üç adet balon gemisi, bir uçak gemisi (Arc Royal) kullandılar.Dünyada ilk defa modern (Kara+deniz+hava+denizaltı) savaş yapıldı.

İtililaf Devletleri, Gelibolu’dan çekilirken 40.000 ile 20.000 arasından asker kaybı düşünmelerine rağmen bir kişi bile kayıp vermediler.Ancak çekilme esnasında 9.000 at, katır, eşek; 2.000 taşıt arabası, 200 ağır top alınmış, Gelibolu yarımadası’nı 8-9 Ocak 1916 günü tamamen boşaltmışlardır.

RAKAMLARIN DİLİ

Yaklaşık bir sene süren Çanakkale Savaşı’nda her iki tarafın kaybı 500.000’dir.Türkler’in o gün için toplam 700.000 askeri bulunuyordu. 259 günü karada geçen bu savaşa, toplam 21 Türk Tümeni katıldı.

İngiltere’den bu savaşa 469.000 asker katıldı.Bunlardan 328.000’ni bizat cephede savaştı ve 141.000’ni ise savaşan askerlere destek verdi.
İtilaf Devletleri’nin kaybı
252.000
İngilizler’in kaybı (Sömürge askerleri de dahil)
205.000
Fransızlar’ın kaybı
47.000
Toplam
252.000

Türk tarafın kaybı ise 251.309’dur.Bizzat cephede şehit olanların sayısı değildir.Toplam zayiat dendiğinde; yaralı, kayıp, esir, hava değişimine gönderilen, hastalıktan ölen, hastaneye giden anlaşılmalıdır.
Buna göre:
Bizzat cephede şehit olanların sayısı

55.000
Yaralı
100.000
Kayıp
10.000
Hastalıktan ölen
21.000
Hastalıktan geriye gönderilen
64.000
Toplam
251.000

Çanakkale Savaşı’nda en çok şehit veren illerin sıralaması ise şöyledir;

1.
Bursa
3274

2.
Balıkesir
3003

3.
Konya
2683

4.
Kastamonu
2527

5.
Denizli
2258

6.
Ankara
1926

7.
İstanbul
1908

8.
Çanakkale
1876

Ayrıca en fazla şehit veren köy; Kastamonu’nun Güzlük Köyü olup, bu kahraman köyümüzden 25 kişi şehit düşmüştür.
Türkler’in zaferiyle sonuçlanmasından dolayı savaş iki sene daha uzayarak, Rusya’nın 300 yıllık Boğazlar’a ve sıcak denizlere inme rüyası böylece yine gerçekleşmedi.

SANCAĞI SELAMLAMADAN GEÇMEYİN

Çanakkale Savaşları’nda görev yapan Alman asker sayısı 500’dür.
Almalar’ın 13 denizaltısı vardı .
Dördü Karadenizde batırıldı, biriyi karaya oturdu, biri de Bulgaristan’a verildi.

İngilizler’in ise 13 denizaltısı vardı; 8’i batırıldı, 5’i görev yaptı.

Marmara’da Türkler’in 8 savaş gemisini batırdılar, 200’den fazla yelkenli mavnayı tahrip ettiler.
Yarbay Mustafa Kemal’in komutanı olduğu 19.Tümenin 57.Alayı, savaşta erinden subayına dek tamamı şehit olan alayımızdır.(Bir alay :810 kişi, 3 tabur). Bu alayımızın sancağını düşman alamadı.
Söz konusu sancak Avustralya Savaş Müzesi’nde sergilenmekte olup, altında şunlar yazılıdır:
“Bu alay sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiş ama esir edilememiştir.Çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre sancak, alayın son eri ölmeden teslim edilemez.Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında şehit olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur.
Kahramanlık timsali olarak karşımızda duran bu Türk alay sancağını selamlamadan geçmeyiniz”

İtilaf Devletleri dünyanın her yerinden asker topladılar.
Bunlar arasında 600 kadar gönüllüden oluşan Yahudi Birliği (Siyon Katırcı Alayı) de bulunmaktadır.

Onların bu ufak yardımı günümüzdeki İsrail Devleti’nin kurulmasını kolaylaştırmıştır.

Ayrıca 300 kadar Yunanlı asker de savaş sırasında Saroz Körfezi Karaçalı mevkiine çıkarıldı, ama korkaklıklarından dolayı hemen geri alındılar.
Rakamlara bakıldığında Çanakkale Harbi’nin ne kadar şiddetli ve kanlı geçtiği görülmektedir.Bu özelliği ile dünyadaki eşsiz savaşlardan biridir.Ancak bir özellik daha vardır ki; bu özellik zaferi getirmiştir.O da Mehmetçiğin imanı ve vatan severliğidir.Zira dünyada hiç bir asker komutanlarından ölme emri aldıklarında, bu emri onbinlerce şehit ile yerine getiremezdi.
Hülasa; Çanakkale Harbi, Türk’ün Anka kuşu gibi Balkan Savaşı’ndaki küllerinden doğduğu bir harptir.

İsmail BİLGİN

About these ads

5 thoughts on “ÇANAKKALE’DE RAKAMLARIN KANLI DİLİ…

  1. Lütfen siyasi yazilar yazmayin.
    ALLAH (cc) razi olsun.
    yakaza.

  2. @mehmet kemiksiz
    Aleyküm Selam.
    ALLAH( cc ) razi olsun.

    Bir Şehidin ailesine yazdığı bir mektubu ve bir annenin oğlunu Çanakkaleye uğurlarken son nasihatı.

    2 Haziran 1915 günü yaralanmış ve Çanakkale Askeri Hastanesi’nde şehitlik rütbesine ulaşmış
    Kolağası (Ön Yüzbaşı) Bölük Komutanı İstanbul’dan Mehmet Tevfik’in anne babası ve
    eşine hitaben yazdığı mektupta, vatan için asker olmanın kutsiliği ve haklı gururu ile şehitliğe özlem vardır.
    Bir vasiyet hükmünde olan bu mektupta ayrıca şehit olması durumunda borçlarının ödenmesi hususundaki hassasiyeti de dikkat çekicidir:

    “Sebebi hayatım, feyz ü refikim,
    Sevgili babacığım, valideciğim,

    Arıburnu’nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti,
    hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağımdan ümidim olmadığından
    bir hatıra olmak üzere şu yazılarımı yazıyorum.

    Hamd ü senalar olsun Cenab-ı Hakk’a beni bu rütbeye kadar eriştirdi.
    Yine mukadderatı
    ilahiye olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek
    için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece yetiştirdiniz. Sebeb-i feyz ü refikim ve hayatım oldunuz.
    Cenab-ı Hakk’a ve sizlere çok teşekkürler ederim.

    Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı hak etmek zamanıdır.
    Vazife-i mukaddese-i vataniyeyi ifaya cehdediyorum.
    Rütbe-i şehadete erersem
    Cenab-ı Hakk’ın sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim. Asker olduğum için bu, her zaman bana pek yakındır.

    Sevgili babacığım ve valideciğim,

    Göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezih’ciğimi evvele
    Cenab-ı Hakk’ın saniyen sizin himayenize tevdi ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız.

    Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen sa’yediniz.
    Servetimizin olmadığı malumdur.
    Mümkün olandan fazla bir şeyi isteyemem, istesem de pek beyhudedir.
    Refikama hitaben yazdığım matuf mektubu lütfen kendi eline veriniz.
    Fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü izale edecek vechile veriniz.
    Ağlayacak üzülecek tabi teselli ediniz.
    Mukadderat-ı ilahiye böyleymiş. Malumat ve düyunatım hakkında
    refikam mektubumda laf ettiğim deftere ehemmiyet veriniz.
    Münevver’in hafızasında ve yahut kendi defterinde mukayyet düyunat da doğrudur.
    Münevver’e yazdığım mektubum daha mufassaldır kendisinden sorunuz.

    Sevgili baba ve valideciğim,
    Belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur.
    Beni affediniz, hakkınızı helal ediniz, ruhumu şad ediniz, işlerimizi tavsiyesinde refikama muavenet ediniz ve muin olunuz.

    Sevgili Hemşirem Lütfiyeciğim,
    Bilirsiniz ki sizi çok severdim. Sizin için vesayemin yettiği nisbette ne yapmak
    lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir, beni affet, mukadderatı ilahiye böyle
    imiş hakkını helal et ruhumu şadet, yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezih’e sen de yardım et,
    sizi de Cenab-ı Hakk’ın lütuf
    ve himayesine tevdi ediyorum.

    Ey akraba, dostlar ve yakınlar, cümlenize elveda,
    cümleniz hakkınızı helal ediniz.Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun.
    Elveda, elveda. Cümlenizi Cenâb-ı Hakk’a tevdi ve emanet ediyorum.

    Ebediyen Allah’a ısmarladım. Sevgili Babacığım ve Valideciğim….

    Oğlunuz Mehmet Tevfik 3

    Vatan için savaşmaya çağrıldığında tereddüt etmeden cepheye koşan fedakar
    Türk askerlerinin anneleri de onları uğurlarken aynı samimi hisler içindeydiler.
    Bunlara bir örnek Bilecik istasyonunda oğlunu askere uğurlayan “elinde bir değnekcik,
    sırtında bağlı bir torba başındaki ıslak örtüsü ile Söğüt’ün Akgünlü köyünden Mahmud oğlu Hüseyin’in annesidir.
    Ciğerparesini koklayan anne oğluna o gün son nasihat olarak şunları söylemekteydi:

    “Hüseyin’im Dayını Şibka’da kaybettik.
    Baban Dimetoka’da şehid düştü.
    Ağabeylerin de sekiz aydan beri Çanakkale’de yatıyorlar.
    Bak yavrum son yongam sensin. Minarede ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri körlenecekse,
    sütlerim haram olsun, öl de köye dönme!
    Yolun Şibka’ya uğrarsa dayının ruhuna fatiha okumayı unutma. Haydi oğul Allah yolunu açık etsin!”

    Bir şefkat kahramanı bir anneye bu sözleri söyleten şuur ile cephede bu
    nasihatin hakkını veren şuur aynı inancın şuuruydu. İstiklal Marşı şairi
    Mehmet Akif de bu fedakar Anadolu kadınının hislerine tercüman olarak Türk milletine sesleniyordu:


    Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
    Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
    Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli!

  3. allahahım mekanlarını cennet eglesin onlar olmasa beliki bizde olmazdık :3

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s